Home  |  Konuşmalar   |  Kavazoğlu ve Mişaulis’in Anısına Dali’de Gerçekleştirilen Etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Tarafından Yapılan Konuşma

Kavazoğlu ve Mişaulis’in Anısına Dali’de Gerçekleştirilen Etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Stefanos Stefanu Tarafından Yapılan Konuşma

 

Kıbrıs’ımızın ve Partimizin mücadelelerinin kahraman şehitlerini Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’i anmak için bu yıl da buradayız.

 

Kavazoğlu ve Mişaulis’i anmak ve onurlandırmak iki yoldaşımızın inandıklarına ve uğrunda savaştıklarına bağlılık ve eylem demektir.

 

Onlar Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin, halkımızın tümünün kendi geleceği için egemen bir şekilde karar vereceği özgür bir Kıbrıs’a inandılar ve bunun için mücadele ettiler.

 

Helen ya da Türk bir Kıbrıs’a değil; Kıbrıslılara, Kıbrıs halkına ait bir Kıbrıs’a inandılar ve onun için mücadele ettiler.

 

Kıbrıs’ın siyasi olarak eşit iki toplumu tarafından birlikte yönetilecek olan iki toplumlu bir devlete inandılar ve bunun için mücadele ettiler.

 

Kıbrıs’ı hedef alan iç ve dış komplolara karşı Partimizin sürdürdüğü çabada ve mücadelelerde iki yoldaşımız aktif olarak yer aldılar.

 

Onlar her iki toplumda da aşırı sağın kendinden farklı düşünenlere karşı düşmanca, milliyetçi ve canice faaliyetlerine karşı Partimizin saflarında mücadele ettiler. Aşırı sağ bağımsız, iki toplumlu devleti sabote ediyor ve ona karşı savaşıyordu. Birkaç yıl önce iki toplumlu devleti doğuran anlaşmaları imzalamış olan iki toplumun da liderliklerindeki elit kesimlerin bir yanda Enosis, diğer yanda Taksim politikalarına yapışıp kalmaları aşırı sağı besliyordu.

 

Kavazoğlu ve Mişaulis hayatlarını özgür bir ortak vatan vizyonuna adadılar.

 

AKEL bu vatan vizyonuyla tüm gücüyle mücadele etmektedir. Kıbrıslırumların, Kıbrıslıtürklerin, Maronitlerin, Ermenilerin ve Latinlerin ortak vatanı, özgür, bağımsız, barış içerisindeki, demokratik bir Kıbrıs için mücadele etmektedir.

 

İki kahraman yoldaşımızın uğrunda savaştığı ve canlarını feda ettikleri her şey, onların katledilmelerinden tam elli sekiz yıl sonra, bugün de günceldir ve hala geçerliliklerini korumaktadır.

 

Ortak vatan vizyonu Kıbrıs sorununun çözümünden geçer. Aynı zamanda taksimci statükoyla uzlaşmamaktan geçer. Geçici durumun beslediği kendini güvende hissetme yanılsamasına kapılmamaktan geçer.

 

AKEL, önümüzde pek çok seçenek olduğu fikrini hiçbir zaman benimsemedi. Ya siyasi eşitliğin olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü ya da taksim. Önümüzdeki gerçeklik budur. 1974’ten sonra her zaman da buydu.

 

AKEL, çözüm için daha iyi koşulları yaratacak ne zaman geleceği belirsiz bir konjonktürü bekleme mantığını hiçbir zaman benimsemedi. Gelişmeler çözüme ulaşmaksızın geçen zamanın işgalin oldubittilerini pekiştirdiğini ve taksimin giderek yaklaştığını kanıtladı.

 

Bu gerçekleri dikkate alarak, tehlike çanını çalıyoruz. Taksim tehdidiyle karşı karşıyayız. Kıbrıs sorununun çözümü hepimizi ilgilendiriyor, hepimizin geleceğini ilgilendiriyor ve bu konu küçük parti çıkarlarına veya seçim emellerine hizmet etmesi amacıyla düşünülecek bir mesele değildir. Zaten seçimler bitti ve önümüzde çözümler bekleyen sorunlar var. Ve bu sorunlar kelime oyunları ve retorik söylemlerle değil, belirli sonuçları olacak somut politikalarla çözülür.

 

En önemli sorunumuz olan Kıbrıs sorununda umut kırıcı bir durumla ve şimdiye kadar yaşanan en uzun çıkmazla karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler süregiden çıkmazdan Kıbrısrum tarafını eşit derecede sorumlu olarak görüyor. Türkiye bu durumdan faydalanıyor ve önemli bir siyasi bedel ödemeksizin toprak üzerinde yeni oldubittilere yol açıyor.

 

Çıkmazın aşılması için acilen harekete geçilmesi şarttır. Son derece önemli ve değerli olan tüm yakınlaşmaları koruyarak, müzakerelerin kesintiye uğradığı yerden Guterres çerçevesi temelinde devam etmesi gerekmektedir.

 

Cumhurbaşkanı Hristodulidis, Türkiye’yi müzakere masasına getirecek motivasyonlar için Türkiye’ye yönelik olumlu bir gündem oluşturmaya hazır olduğunu beyan ediyor.

 

Bu, 2017’den, Crans Montana Konferansı’ndaki başarısızlıktan sonra AKEL’in bunca yıldır üzerinde ısrar ettiği bir şeydir. Bu yaklaşımın dayanağı siyaset biliminin ve deneyimin temel bir ilkesidir: Sorunların çözümü, ortak çıkarlar aranıp, kazan-kazan durumu ortaya çıkarıldığında sağlanır.

 

Maalesef 2017 sonrasında izlenen gidişat tam tersi yöndeydi. Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik yaptırımlar uygulaması politikası izlendi ve bu sadece, sonuç vermemekle ve çok değerli zamanın kaybedilmesiyle kalmadı, aynı zamanda sorunları ve zorlukları daha da derinleştirdi.

 

Müzakerelerin yeniden başlaması hedefiyle bir dinamizm yaratmak için pozitif bir gündem gerekmektedir. Ama bunun sözünü etmek, reklamını yapmak yetmez. Bu pozitif gündeme öyle bir içerik vermeliyiz ki gerçekten Türkiye’yi motive edici olsun. Cumhurbaşkanı Hristodulidis Avrupa-Türkiye meselelerinin pozitif gündemi oluşturabileceğine inanıyor. Türk pasaportlarına vize uygulanmasının kaldırılması ve AB-Türkiye gümrük birliğinin güncellenmesi gibi bir dizi konunun Türkiye’nin müzakere masasına dönmesi için yeterli bir teşvik olduğuna inanıyor.

 

Bizim değerlendirmemiz Cumhurbaşkanı’ndan farklı. Bize göre, AB-Türkiye meseleleri müzakerelerin yeniden başlaması için dinamizm yaratamaz. Bunun sebeplerinden bazıları da şunlar:

 

Birincisi, AB-Türkiye ilişkilerine ilişkin meseleler çıkmaza girmiş durumda ve özünde her şey donmuş durumda.

 

İkincisi, böylesi konuların açılması ve bunlarda anlaşmaya varılması için üye devletlerin tümünün onayı gerekiyor. Önemli sayıda üye ülkenin AB-Türkiye ilişkileri konusunda katı görüşleri olduğu dikkate alınırsa, bu konular açılmaya veya öne çıkarılmaya çalışılırsa ne olacağı tam olarak öngörülebilmektedir. Türkiye ile görüşmek yerine, bazı üye ülke devletlerden gelen tepkilerle karşılaşacağız, enerjimizi ve çok değerli zamanı müzakerelerin yeniden başlatılması hedefine hizmet edecek adımlar hakkında ikna etmeye harcayacağız.

 

Üçüncüsü ve en önemlisi de, Türkiye, Kıbrıs sorununu AB-Türkiye ilişkileri çerçevesine dahil etmiyor, bilakis Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve kendisinin rolü ile ilişkilendiriyor. Türkiye için ana mesele enerji alanındaki gelişmeler.

 

Bölgemizdeki enerji süreçleri ve Kıbrıs doğal gazı, Türkiye’nin Kıbrıs sorununda müzakere masasına dönmesi için güçlü bir motivasyonu sağlayabilir. Biz, pozitif bir gündem yaratmak için bu alana yönelmemiz gerektiğine inanıyoruz.

 

Doğu Akdeniz’deki enerji konusunu olumlu bir gündeme dönüştürmek için önceki Cumhurbaşkanı’na Aralık 2020’de sunmuş olduğumuz öneriyi Ulusal Konsey’in son toplantısında yeniden sunduk. Bu öneri, Türkiye’nin öncelikleri arasında yer alan ve Türkiye’yi ilgilendiren meseleleri içeriyor. Öneri, Kıbrıs sorununun çözümünden sonra enerji konularında bir dizi gelişme ve karardan Türkiye’nin yararlanabileceği mantığına dayanıyor.

 

Kıbrıs sorununda Guterres çerçevesi temelinde stratejik bir anlaşmaya varılmasının ardından Kıbrıstürk toplumuna yönelik motivasyonlar ve yararlar da öngörülüyor.

 

Bugün büyük bir enerji krizine de yol açan Ukrayna’daki savaş nedeniyle daha da güncel olan ve önem kazanan bu somut öneriyi öne çıkarırken, Türkiye’nin buna olumlu yanıt verip vermeyeceğini kesin olarak bilemeyiz. Ama bu öneriyi yapmadığımız takdirde, bunu asla bilemeyeceğiz. Halbuki bu öneriyi öne çıkarırsak, Türkiye’nin bazı kararları alması gerekecek ve niyetini kısa zamanda öğreneceğiz

 

Yoldaşlar, sevgili dostlar,

AKEL, tüm gücünü Kıbrıs sorununun çözümüne adamaya, tüm gücüyle çözüm için çalışmaya her zaman hazırdı, bugün de hazırdır ve hazır olmaya da devam edecektir.

 

Perspektif yaratan dürüst ve tutarlı bir çaba ortaya koyulduğu sürece, biz bu çabaya yaratıcı bir şekilde katkıda bulunmaya her zaman hazırız.

 

AKEL çözüm için mücadeleye devam edecektir.

 

Çözümden yana halkı bilinçlendirmeye devam edecektir.

 

Kıbrıslıtürk yurttaşlarımızla yeniden yakınlaşma politikasını geliştirmeye devam edecektir, çünkü ortak çabamız ve ortak mücadelemiz çözüm umudunu ve perspektifini güçlendirir.

 

Bunu vurguluyoruz ve buna inanıyoruz: Kıbrıs, ancak Türkiye’nin işgalinden ve yurdumuzu bölen tel örgülerden kurtulmayı başarırsa kendisini kurtaracaktır. Ancak ülkemiz ve halkımız yeniden birleşirse, ancak Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler olarak ortak evimizde ortak geleceğimizi birlikte inşa edersek, yurdumuz kurtulacaktır.

 

Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için, barışı seven bizler el ele veriyoruz, hep birlikte ilerliyoruz. Kahramanlarımız Kavazoğlu ve Mişaulis’in mücadeleleriyle aydınlattıkları yolda ilerlemeye devam ediyoruz ve sesimizi her yere duyurmak için hep birlikte haykırıyoruz:

 

Kıbrıs! Tek Vatan! Tek Halk!

Halkımız Kazanacak!

Yaşasın Kıbrıs’ımız!

 

PREV

21 Mart: Irkçılığa ve Faşizme Karşı Uluslararası Eylem Günü vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikte AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun konuşması

NEXT

"Kıbrıs Kadın Hareketi: Yazılmamış Tarih" başlıklı etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun konuşması