Home  |  Açıklamalar   |  Türkiye’de despotluğun yol açtığı gerilim endişe yaratıyor

Türkiye’de despotluğun yol açtığı gerilim endişe yaratıyor

Türkiye’de 15 Temmuz’da yapılan darbe girişimini izleyen gelişmeleri AKEL yoğun endişeyle izlemektedir. Kamu sektörünü Darbecilerden temizleme gerekçesiyle ve buna paralel olarak darbede yer alan askerlerin gördüğü vahşi muameleyle, Erdoğan hükümeti çeşitli istikametlerde “Cadı Avı”nı durmaksızın sürdürüyor. Sözde demokrasi adına yapılan -ve şimdiye kadar pek çok tarafça kınanan – bu hareketlerle her tür demokrasi kavramını ortadan kaldıran bir ortaçağ zulmüne Bazı kamu görevlileri, gazeteciler, akademisyenler, sendikalar, Sol partiler maruz kalıyorlar.

Darbe Türkiye’deki bütün muhalif kesimler tarafından ve uluslararası alanda doğru olarak mahkûm edildi. Bununla birlikte Darbe girişimi süresince bunu mahkûm etmekte bir dizi AB üyesi devletin ve Türkiye’nin Atlantik ötesi bazı müttefiklerinin tereddüt ettikleri kimsenin dikkatinden kaçmamalıdır. Nitekim bu da yabancı çevrelerin rolü hakkında soruların gündeme gelmesine yol açmaktadır.

Aynı zamanda, Erdoğan’ın destekçilerinin aşırılıklarıyla lekelemelerine rağmen, Türk halkının sokaklardaki mevcudiyetinin Darbe girişiminin başarısızlığa uğramasında önemli bir faktörü teşkil ettiği de bir gerçektir. Erdoğan’ı destekleyen bu kesimlerin dışında, halkın ilerici büyük bir kesimi -Erdoğan’ın politikalarına karşı siyasi olarak direnmesine rağmen- gerçek demokratik inançları nedeniyle direndi. İlerici Kürtler, komünistler, ilerici hareketler, aydınlar vb. bu kesimler arasındadır.

Ancak şimdi bu kesimlerden insanlardan pek çoğu ülkedeki çeşitli ilerici sesleri susturmaya çalışma fırsatını bulan Erdoğan hükümetinin despotça zulmünün hedefi olmaktadırlar. 60 bin kamu görevlisi hakkında başlatılan takibat, 200 bin eğitimcinin yanı sıra 1577 üniversite görevlisinin işten çıkarılmaları, üstelik de tüm bunların “demokrasi” adına yapılıyor olması korkutucudur.

AKEL Komünist Parti (KP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Emek Partisi (EMEP) ve ülkelerinin faşistleştirilmesine karşı çıkarak, başka devletlere müdahale etmeyen ve ülkelerinde barışı, sosyal adaleti ve emekçilerin haklarını savunan yaşayabilir bir demokrasi için mücadele eden diğer ilerici güçlerle dayanışma içerisinde olduğunu dile getirmektedir.

AKEL bu siyasal partilerle karşılıklı saygı, Kıbrıs sorununun çözümü, devletlerin içişlerine müdahalelere son verilmesi, bunca savaşın yaşandığı bölgemizde devletler arasında barışçıl ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki ortak isteğimizden kaynaklanan ikili ilişkilerini sürdürmeye devam edecektir.

PREV

Türkiye’de yaşananlar hakkında AKEL Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu tarafından yapılan açıklama

NEXT

Kıbrıslıtürklerin aleyhine saldırılara karşı koymak için önlemler alınması şart