Home  |  Konuşmalar   |  Irkçılığa ve faşizme karşı 19.3.2016 günü gerçekleştirilen etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu tarafından yapılan konuşma

Irkçılığa ve faşizme karşı 19.3.2016 günü gerçekleştirilen etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu tarafından yapılan konuşma

 

Suriye’deki savaş nedeniyle bugüne kadar 79.106 sivil insan yaşamını yitirdi. 13.500 çocuk, 8760 kadın öldü. Bugüne kadar 4,7 milyon insan ülkeyi terk etti. Bugüne kadar 3.770 insan Avrupa sahillerine ulaşmaya çabalarken öldü. Sadece geçen yıl içerisinde Avrupa’ya refakatsiz gelen çocukların sayısı 89.000’den fazlaydı. Bu çocukların 10.000’den fazlası makamların kayıtlarını yapmalarının ardından birkaç saat içerisinde kayboldular. Bunlar büyük sayılar. Yaşanan dehşet de çok büyük ve dayanılamaz derecede. Ancak bu dehşeti yaşamayanlar, bir şarkının sözlerinde denildiği gibi, “bunları haberlerde görüyorlar ve yemeklerine devam ediyorlar”.

Bu durumdan sorumlu olanlara karşı bugün burada bir araya geldik. Dünyayı yeniden paylaşmak isteyen, kârları ve çıkarları uğruna halklara ölüm saçan, insanları yurtlarını terk etmek zorunda bırakan emperyalizme karşı mücadelede seslerimizi, güçlerimizi birleştiriyoruz. Mültecilerin yaşadıkları dram karşısında ABD ve AB liderleri timsah gözyaşları döküyorlar; yerlerinden, yurtlarından olan, meçhule doğru yüzmek zorunda kalan bu insanların yaşadıkları acıları güya paylaşıyormuş gibi rol yapıyorlar. Mültecileri istenmeyen ziyaretçiler ilan edip, yüzlerine kapıyı kapatıyorlar, umursamaz bir şekilde omuzlarını kaldırıyorlar. Bu güya çağdaş, güya Avrupalı, güya medeni ortakları da mültecilerin ülkelerinde kalmalarını kabul etmeleri için önce ellerindeki kıymetli her şeyi kendilerine teslim etmelerini talep etmelerine göz yumuyorlar.

“Irkçılığa ve faşizme geçit vermeyeceğiz!” diye tekrar haykırmak için bugün buradayız. Birkaç gün önce devlet kanalı RİK bir şarkıcının mültecilere kaşı iğrenç sözlerini ekranlara taşıdı. Irkçılara, faşistlere göre “üstün ırk”tan olmayan mültecilere karşı ırkçılığın ve neofaşizmin insanlık düşmanı bütün iddiaları bu kişinin sözlerinde özet olarak yer alıyordu. Irkçı “Bunlar mülteci değil, bunların hepsi zengin. Bunlar kendi ülkelerinde kalmalıydı” diye bağırıyordu. Bu laflarını gitsin başkalarına söylesin. Çünkü biz 1974’te Mağusa’dan, Girne’den, Karpaz’dan ve daha nice yerden Kıbrıslıların neden gitmek zorunda kaldığını çok iyi biliyoruz. Çünkü biz savaşın, yerinden yurdundan olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Irkçı “sorunumuz göçmenlerle değil, yasa dışı göçmenlerle” diye bağırıyor. Böylesi sloganlarla suyu bulandırmaya çabalıyorlar. Aslında onların kendilerine benzemeyen herkesle sorunları var. Hatta daha da kötüsü, gelip, toprakları, suları çiğnese de yatırım yapacak “farklı ırk”tan, “farklı din”den olanlarla onların sorunları olmayabilir. Ama daha iyi bir gelecek arayışıyla gelen göçmen işçiyle onların sorunları var. Çocuklarını, anne babasını sırtlayıp, sadece hayatlarını kurtarabilmek için gelen mülteciyle onların sorunları var. Biz, ırkçılığın ve neofaşizmin karşısındayız. Çünkü son beş yılda yurdumuzu nifak ve bölünmeye, yurttaşlarımızı “yabancı”lara karşı nefret yürüyüşlerine sürüklemeye kalkışan ikiyüzlülüğü gördük, yaşadık. Bizi ve başkalarını hedef alan ırkçılığı, neofaşizmi yaşadık. Bunların karşı dururken, biz, Kıbrıslılar ve yabancı emekçiler arasında sınıf kardeşliğini öne çıkardık. Bugün mültecilerin yaşadıkları dramdan sarsılmış oldukları rolünü oynayan DİSİ milletvekilleri o zamanlar bizi suçlayıp, toplum içerisinde ırkçılık ekmeye, zorluk ve sıkıntı içerisindeki insanların sırtından küçük politik hesaplarla iğrenç iddialarını öne sürmeye devam ediyorlardı. O zaman aşırı sağcılar “sadece Helenler” için yemek dağıtımı organize ederken, AKEL dışında hiç kimse onları kınama cesaretini göstermedi veya kınamayı istemedi. Irkçılık ve faşizm Hristofyas hükümetine karşı kendilerinin maksatlarına hizmet ettiği için onların tümü ne yazık ki gözlerini kapatıp, görmezden geliyorlardı. Çünkü o dönemde Kıbrıs sorununun çözümü için ortaya koyulan çabalara da aynı çevrelerle birlikte saldırıyorlardı. Çünkü müzakerelerde sunulan önerilere de neredeyse aynı iddialarla saldırıyorlardı. Çünkü o dönemde Dimitris Hristofyas ve AKEL’e karşı onların başlatmış oldukları haçlı seferine neofaşizm bir ses daha ekliyordu. Neofaşizm canavarı Kıbrıs’ta işte böyle hortlatıldı. Şimdi kimileri çıkıp da, neofaşizmin ülkemizde nasıl hortlatıldığını bilmiyormuş gibi görünmesinler.

Irkçılığın insanlık düşmanı içeriğine biz doğal olarak, ideolojik olarak karşıyız. Neofaşizme karşı mücadele ediyoruz. Onu siyasi olarak tecrit ediyoruz. Her insana ve her kültüre saygıyı geliştiriyoruz. Yüzbinlerce insanın mülteci olmasının tek sorumlusunun emperyalizm olduğunu vurguluyoruz. Yerli ve yabancı emekçilerin haklarını ve kazanımlarına darbe vurmak için modern köle ticaretini seferber eden sermayedir yasa dışı göçün sorumlusu. Çare, zenofobik siperler kazmak değildir. Çare, yabancı emekçilerin de yerli emekçiler için geçerli olan koşullarda çalışmalarını sermayenin kabul etmek zorunda kalmasını sağlamak için emekçilerin örgütlenmesini güçlendirmektir. Sadece bu şekilde sermayenin modern köleliği beslemesinin önüne geçilebilir.

Bize göre, hiçbir göçmen düşmanımız değildir. Bize göre, hiçbir mülteci tehdit değildir. Onlar bizim de yaşadığımız trajediyi, acıları bize hatırlatıyorlar. Yerinden yurdundan olan insanlarımızı, bizim de yaşadığımız göçmen kamplarını, toplu yemek dağıtımlarını hatırlatıyorlar. Bize göre, hiçbir göçmen emekçi, hiçbir mülteci düşmanımız değildir. Onlar bizim de insanımızdır ve her şeyden önce daha iyi bir dünya için verdiğimiz mücadelede bizim müttefikimizdir!

PREV

EDON’un Troodos gezisinde AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu tarafından yapılan konuşma

NEXT

Kavazoğlu ve Mişaulis’in anısına Dali’de gerçekleştirilen etkinlikte AKEL M.K. Genel Sekreteri Andros Kiprianu tarafından yapılan konuşma