Hükümet Trump’ın davetine ilişkin niyeti konusunda halkı ve siyasi liderliği bilgilendirmelidir
Hristodulidis hükümeti, ABD’den “Barış Konseyi” denilen uluslararası örgüt için aldığı davetin “Kıbrıs’ın Orta Doğu’daki rolünün tanınması” anlamına geldiğini ve üstelik “bu tanımanın Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmesi nedeniyle özel bir siyasi ağırlık kazandığını” iddia ederek, bu daveti alelacele kutladı. Birleşmiş Milletler’in yerini alacak bir uluslararası örgüt kurmaya yönelik Trump’ın planlarının uluslararası güvenlik ve istikrar açısından ne kadar tehlikeli olduğunu hükümetin kavrayamamış olduğu açıkça görülüyor.
Trump’ın oluşturduğu “Barış Konseyi” Birleşmiş Milletlerin daha da altının oyulmasına ve uluslararası hukukun hiçe sayılmasına yönelik benzeri görülmemiş bir girişimdir ve esasen dünya devletleri ve halkları aleyhine Amerikan hegemonyasını kurumsallaştırmayı amaçlamaktadır. Hükümet, geç de olsa Trump’ın davetinin gerçek içeriğini kavramak ve birçok devlet ile hükümetten gelen itiraz ve çekinceleri dikkate almak zorundadır. Her şeyden önce varlığını, dış politikasını ve özgürlük mücadelesini uluslararası hukuka dayandıran Kıbrıs Cumhuriyeti gibi devletler BM’nin işlevsiz hale getirilmesi ve uluslararası hukukun daha da itibarsızlaştırılması durumunda kendilerini içerisinde bulacakları çok daha olumsuz konumu düşünmelidir.
AKEL, hükümeti Trump’ın davetine ilişkin niyeti konusunda halkı ve siyasi liderliği bilgilendirmeye çağırmaktadır. Suriye’de Kürt halkına ve diğer ulusal ve dini gruplara yönelik şiddetin tırmanması, uluslararası toplumu sorumluluklarıyla yüz yüze getirmektedir. Türkiye, ABD ve İsrail’in müdahalelerinin ardından Suriye El Kaide’nin bir kolundan türetilen cihatçı grupların yönetimi altına girmiştir. Buna rağmen AB dâhil, Batı katil IŞİD mensuplarının serbest bırakılmasını, katliamları, kitlesel suçları ve ülkedeki azınlıkların yanı sıra demokratik ve laik güçlerin güvenliğine ve haklarına yönelik tehditleri görmezden gelerek, bu rejimi tanıma ve onunla ilişkileri sıkılaştırma yoluna gitmiştir.
AKEL, Kürt halkına ve diğer azınlıklara yönelik katliamların sona erdirilmesi ve aynı zamanda karanlık güçlerin sürekli hedefinde olan Rojava’ya yönelik saldırının engellenmesi için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağıran dünyadaki tüm güçlerle sesini birleştirmektedir. Aynı zamanda AB, Suriye’deki “geçiş hükümetine” yönelik her türlü finansmanı derhal durdurmalıdır. Demokratik özgürlükler ve insan hakları için mücadele eden Kürt ilerici hareketleriyle tarihsel olarak dayanışma içinde olan AKEL, Suriye’de şiddetin ve etnik temizliğin sona erdirilmesi için her uluslararası platformda girişimlerini yoğunlaştıracaktır.