Home  |  Açıklamalar   |  Sosyal Destek Kurumu ve Öğrenci Refahı konulu basın toplantısının başlangıcında AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma

Sosyal Destek Kurumu ve Öğrenci Refahı konulu basın toplantısının başlangıcında AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma

 

 

Bugünkü basın toplantısında değineceğimiz iki konu var:

 

Birinci konu, AKEL–Sol–Yeni Güçler olarak Meclis’e sunduğumuz ve “Sosyal Destek Kurumu” ile ilgili olan, ya da yaygın şekilde adlandırıldığı gibi “First Lady Fonu’na” ilişkin yasa tasarımız hakkındaki bilgilendirmedir. “First Lady” ifadesine yapılan atıf yanlış bir kullanımdır, çünkü Kıbrıs’ta böyle bir kurum mevcut değildir. Adil olmak gerekirse, bu ifadenin ilk kez kullanımı şimdiki hükümete değil, önceki hükümete aittir. Yasa önerimizi milletvekilleri Kiryakos Haciyannis ve Aleksandra Attalidu’nun da imzaladıklarını belirtmek istiyorum ve bu iş birliği için kendilerine teşekkür ediyorum.

 

İkinci konu ise, bu Kurum’un faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olan öğrenci refahına ilişkin AKEL’in önerileridir. Bu öneriler devletin gençlerimize eğitimleri sırasında karşılaştıkları sosyoekonomik zorlukların üstesinden gelebilmeleri için kurumsallaşmış bir desteğin nasıl sağlanabileceğine dair etkili çözümler sunmaktadır.

 

AKEL’in Yasa Önerisi:

 

Sosyal Destek Kurumu’na ilişkin sunduğumuz yasa tasarısı aşağıdaki maddeleri içermektedir:

  1. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde bu Kurum’un lağvedilmesi.

 

  1. Bu Kurum’un ekonomik zorluk yaşayan öğrencilere yönelik tüm yükümlülüklerini lağvedilme tarihine kadar yerine getirmesi.

 

  1. Bu Kurum’un lağvedildiği tarihten itibaren, bu Kurumun faaliyetleri süresince edinilmiş olan her türlü mal varlığını, kazanılmış hak veya talebi; ayrıca ekonomik zorluk yaşayan öğrencilere karşı üstlenilmiş tüm borç ve yükümlülükleri Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu’nun (İKYK), devralması.

 

Başka bir deyişle, yasa tasarısı Kurum’un üç ay içinde lağvedilmesini öngörmektedir; böylece Kurum destek sağladığı öğrencilere karşı tüm beklemede olan yükümlülüklerini yerine getirebilecektir.

 

Neden Kurum’un işleyişinin iyileştirilmesini değil de lağvedilmesini öneriyoruz?

 

Çünkü uygulamada, fiilen kurumsal çıkar ilişkileri yarattığı kanıtlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı bünyesinde faaliyet göstermesi ve kamu projeleri talebinde bulunan ya da bu projeleri üstlenen iş insanları veya şirketlerden bağışlarla desteklenmesi, Sayıştay’ın geçen Kasım ayında Kurum’un işleyişine ilişkin hazırladığı özel Rapor’da da vurguladığı üzere “özel bir ilişki” ortamı yaratmaktadır. Hristodulidis hükümeti kuruma yönelik eleştirileri de bu Rapor’u da yalnızca görmezden gelmekle kalmadı, aynı zamanda Sayıştay’ı hedef aldı ve Kurum’un fonuna bağış yapanlar konusunda şeffaflık sağlanması yönünde çoğunluğun ortaya koyduğu girişimlere inatla karşı çıktı.

 

Şunu vurgulamak isterim ki, biz Kurum’un sunduğu katkıyı yok saymıyoruz. Ancak karmaşık çıkar ilişkilerinin ve yolsuzluğun yaygınlaştığı bir dönemde, toplumun endişelerine kulak vermemiz ve bilinen videoda sesli ve görüntülü şekilde görüp duyduğumuz bu yozlaşma olgusuna karşı mücadele etme yönünde somut adımlar atmamız gerekir. Kurum’un lağvedilmesine yönelik önerimiz iyi yönetişimi, kamu kaynaklarının şeffaf ve akılcı kullanımını güvence altına almayı ve çıkar ilişkilerine, dolayısıyla yolsuzluğa karşı korunmayı amaçlamaktadır.

 

Kurum’un lağvedilmesini ve mal varlığının Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu’na (İKYK) devredilmesini önermemizin ikinci nedeni bu Kurum’un işleyiş felsefesinin öğrenci refahını bir hayırseverlik faaliyetine indirgemesidir; oysa öğrenci refahı bütüncül bir devlet politikası olmalıdır. Bu politika, çağdaş ihtiyaçları karşılayacak somut sosyal kriterlere sahip olmalı ve şeffaflık ile liyakati güvence altına alan belirli prosedürler çerçevesinde yürütülmelidir.

 

Kurum’un rezervinin Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu (İKYK) fonuna aktarılması yönündeki tercihimiz İKYK’nin sosyal niteliğine, yeni neslin eğitim hakkının güçlendirilmesine ve öğrenciler ile ailelerine uzun yıllardır destek sağlamasına dayanmaktadır. Öğrenci refahı kurumsal olarak güçlendirilmeli ve bugün kapsadığından çok daha fazla öğrenciyi kapsamalıdır.

 

Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu’na (İKYK) değinmişken şunu da belirtmeme izin verin: Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu (İKYK) yaklaşık bir yıldır “başsız” durumdadır; zira önceki Başkanı istifa etmiş ve hükümet henüz bu göreve gerekli atamayı yapmamıştır.

 

Ayrıca hükümet yakın zamanda burs alabilecek potansiyel hak sahiplerinin kapsamını genişletmiş olmasına rağmen, buna paralel bir bütçe artışı sağlamamış ve mevcut ödenek kaçınılmaz olarak mevcut büyük ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalmıştır. Bu konular, AKEL’in girişimiyle son yıllarda Meclis Eğitim ve Maliye Komitelerinde defalarca ele alınmış; milletvekillerimiz de acil çözümler üretilmesi amacıyla Maliye Bakanı’na çok sayıda mektup göndermiştir.

 

Bu Kurum’un rezervinin devredilmesine yönelik önerimiz Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu’na (İKYK) önemli bir mali ivme kazandıracaktır, ancak bu yeterli değildir. Bu doğrultuda:

 

  1. Kuruma yeni bir Başkan atanmasını,

 

  1. Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu’nun (İKYK) yıllık bütçesinin kayda değer biçimde artırılmasını; böylece önümüzdeki yıllarda sosyal misyonunun zamanında, sürdürülebilir ve kesintisiz şekilde hayata geçirilmesinin güvence altına alınmasını,

 

  1. Mevcut kriterler nedeniyle programların dışında kalan, toplumun ekonomik olarak kırılgan kesimlerine yönelik sosyal kriterlere dayalı yeni burs programlarının sunulmasını,

 

  1. Kıbrıs Devlet Bursları Kurumu (İKYK) programlarının kapsama alanının genişletilerek, mevcut düzenleyici çerçeve uyarınca bugün hariç tutulan vatandaş gruplarının da bu programlara dâhil edilmesini şunları talep ediyoruz.

 

Devlet Öğrenci Refahı

 

Devlet öğrenci refahından söz ederken, son yıllarda Devlet Öğrenci Refahının ciddi biçimde budanmış olmasından duyduğumuz memnuniyetsizliği de belirtmeden geçemem.

 

Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2013 yılında €70 milyon olan Öğrenci Refahı ödeneği bugün €48 milyona düşmüştür. Anastasiadis Hükümeti kademeli olarak toplam €19,2 milyon avro kesinti yaparken, Hristodulidis Hükümeti de buna ilaveten €2,8 milyon daha kesmiştir.

 

Kesintiler için öne sürülen gerekçe, önceki yıllarda ödeneğin kullanım oranının düşük olmasıydı. 2024 yılında ödeneğin yalnızca %79,5’i kullanıldı; €50,8 milyonun €10,4 milyonu harcanmadan kaldı. Benzer şekilde, 2023 yılında da €8,7 milyon kullanılmadı.

 

Bu durum Öğrenci Refahı Ödeneğine olan ilgi eksikliğinden değil, kriterlerin binlerce ekonomik zorluk yaşayan öğrenciyi dışlamasından kaynaklanmaktadır. Maliye Bakanlığı verilerine göre 2015’ten bugüne her yıl, öğrenci yardımı için başvuran iki ila dört bin kişi, kriterlere uymadıkları gerekçesiyle onay alamamaktadır.

 

On yılı aşkın bir süredir, öğrenci hibesi veya öğrenci bursu talep edebilmek için uygulanan gelir kriterleri değişmeden kalmış; oysa enflasyon ve hayat pahalılığı maaşların satın alma gücünü aşındırmış ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açmıştır.

 

Tüm bu nedenlerle AKEL, hükümetten şunları talep etmektedir:

 

  1. Devlet Öğrenci Refahı ödeneğinde kayda değer bir artış yapılmasını.

 

  1. Öğrenci hibesi ve öğrenci burslarının verilmesine ilişkin gelir ve mal varlığı kriterlerinin, son on yıldaki enflasyon oranı ve Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki dalgalanmalar dikkate alınarak güncel veriler temelinde gözden geçirilmesini.

 

  1. Öğrenci hibesi ve öğrenci bursları kapsamında verilen tutarların, öğrencilerin günümüzdeki barınma, temel ihtiyaçlar ve genel yaşam giderlerini yansıtacak şekilde artırılmasını.

 

  1. Hak sahiplerine öğrenci hibesi ödendikten sonra, kalan Devlet Öğrenci Refahı ödeneğinin öğrenci bursları yoluyla tamamen kullanılmasını. Hatırlatmak isterim ki, son iki yıldır Devlet Bütçesinin oylanması sırasında AKEL’in sunduğu bu yöndeki değişiklik önerisi, ne yazık ki Meclis çoğunluğu tarafından reddedilmektedir.

 

Hükümet sorumluluklarını üstlenmeli ve gençlerin yükseköğretime erişiminin desteklenmesini öncelikleri arasında üst sıralarda koymalıdır.

 

Öğrenci refahı, oy ya da başka çıkarlar karşılığında sunulan bir hayırseverlik değil, devletin kurumsal bir yükümlülüğüdür. Bu, vatandaşlarını ve onların refahını önemseyen bir devletin yapısal bir unsurudur. Eğitimde ve yaşam koşullarında eşit fırsatlar meselesidir.

 

PREV

EDON’un gerçekleştirdiği Troodos gezisi etkinliğinde AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma

NEXT

Vergi reformunun bedelini toplum ödüyor