Simon Aykut’un İsrail’e nakline ilişkin karardan kaynaklanan endişeler
Birkaç ay önce Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbiotis işgal altındaki bölgedeki Kıbrıslırum gayrimenkullerinin gaspına ilişkin davalarda Simon Aykut’un mahkûm edilmesinin bu tür işlemlere karışanlara güçlü bir mesaj verdiğini ilan ederken, hükümetin kendi tutumlarının bu beyanları kısa süre içinde geçersiz kılacağını görüldüğü üzere hesaba katmamıştı.
İşgal altındaki bölgedeki Kıbrıslırum gayrimenkullerinin en büyük gaspçılarından biri olarak görülen bir kişinin cezasını çekmek üzere İsrail’e nakledilmesi yönündeki hükümetin kararı endişe verici bir emsal oluşturmakta; ödüllendirme olmasa bile hoşgörü mesajı vermekte ve hükümetin Kıbrıslırumlara ait mülklerin gaspına atfettiği ciddiyetin failin kimliğine göre değiştiği izlenimini yaratmaktadır. Dahası, yurt dışına nakledilmesinin ardından Simon Aykut’a verilen cezanın mahkûmiyet kararında öngörüldüğü şekilde infaz edilip edilmeyeceğinin güvence altına alınıp alınmadığı da henüz açıklığa kavuşmamıştır.
Bu gelişme yakın zamanda bir Fransız Mahkemesi’nin işgal altındaki Kıbrıslırum mallarının gaspına ilişkin bir davada Avrupa tutuklama emrinin uygulanmasını reddetme kararının ardından yaşanmaktadır. Söz konusu karar, uzun vadeli sonuçları olacak hem hukuki hem de siyasi bir başarısızlıktır.
İşgal altındaki Kıbrısrum mallarının gaspı ve bunlardaki inşaat faaliyetleri Türkiye’nin devam eden işgalinin, kolonizasyon politikasının ve çözüme kavuşturulmamış olan Kıbrıs sorununun en kötü tezahürlerinden biridir. Bu durum, sahada yasa dışı yeni oldubittiler yaratmakta ve aynı zamanda statükonun durağan olmadığını, her geçen gün Kıbrıs halkının ve meşru çıkarlarının aleyhine değiştiğini hatırlatmaktadır.
İşgal altındaki Kıbrıslırum gayrimenkullerinin peşkeş çekilmesini engellemek için tüm hukuki yolların değerlendirilmesi gereklidir. Ancak, gelişmeler aynı zamanda AKEL’in şu görüşünü teyit etmektedir: Kıbrıs sorununda mülkiyet meselesinin çözümü, ancak müzakerelerin yeniden başlatılması ve üzerinde anlaşmaya varılan zemin ve çerçevede kapsamlı bir çözümün sağlanması çabasıyla mümkün olabilir.