Home  |  Emperyalist dayatmalara ve şovenizme karşı mücaele

Emperyalist dayatmalara ve şovenizme karşı mücaele

Silahlı mücadele çıkmazı Zürich-Londra antlaşmalarının dayatılmasına olanak tanıdı. Zürich antlaşmasıyla adadaki emperyalist varlığın kalıcılaştıracağını, Kıbrıs’ın garantör güçlerin himayesi altına sokulacağını ve tepeden inme bölücü bir anayasanın dayatılacağını görerek, AKEL bu anlaşmaya karşı çıktı. Makarios’a antlaşmayı imzalamaması, silahlı mücadeleyi sona erdirmesi ve halkın birleşik olarak gerçek bağımsızlık için mücadeleye devam etmesi önerisinde bulundu. Ne yazık ki AKEL’in önerisi kabul edilmedi.

Zürih-Londra antlaşmalarının yarattığı yeni durum karşısında AKEL yaratıcı bir yaklaşım ortaya koydu. Antlaşmalara ilişkin tezlerini korurken, budanmış bir durumda da olsa bağımsızlığın Kıbrıs halkının tarihsel öneme sahip bir kazanımı olduğu değerlendirmesini yaptı. Bu değerlendirmeyi yaparak AKEL, Kıbrıs’ın bağımsızlığının tamamlanması ve Zürih’in olumsuzluklarından aşamalı bir şekilde kurtulmak için mücadele etmeyi, bu yeni aşamada temel görev olarak belirledi. Bu yeni görev, 1962 yılında AKEL’in 10. Kongresi tarafından benimsendi ve partinin yeni programına girdi. Yeni program, Kıbrıs’ın bağlantısız dış politika izlemesi gerektiğini vurguluyordu. Aynı zamanda siyasi ve sosyal yaşamın demokratikleştirilmesi, ülke ekonomisinin geliştirilmesi ve çalışanların yaşam standartları ile kültürel düzeylerinin yükseltilmesi hedeflerini de koyuyordu. Bu hedeflere ulaşılması için AKEL bağımsızlık yılarında mücadele verdi ve bunların çoğuna ulaşılmasını da başardı.

Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren büyük zorluklar ve güçlüklerle karşı karşıya kaldı. Ankara’nın yayılmacı emelleri ve NATO’nun Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de ittifakın batmayan uçak gemisi haline getirme planları, bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığını tehdit ediyordu. Ülke içerisinde hem Kıbrısrum, hem de Kıbrıstürk toplumlarında önemli güçler bağımsızlığa inanmadılar. Bunu biri enosis için, diğeri de taksim için bir geçiş aşaması olarak gördü. Bu nedenden dolayı, olumsuzluklarına rağmen Zürich antlaşmasının işlemesi için gerekli uğraşı ortaya konulmadı. Bu yaklaşım halkımızın direniş cephesini zayıflattı, dış müdahalelere ve Kıbrıs’ın düşmanlarının planlarına yardımcı oldu. 1963 Aralık ayındaki toplumlararası çatışmaları sonrası Kıbrıs yaşam mücadelesi verdi. 1964-1967 döneminde enosis sloganının yeniden canlanması büyük bir yanlıştı ve Kıbrıs’ın düşmanları bunu kullandılar.

1964-1974 döneminde yabancı komplolar karşısında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin birlik ve bağımsızlığının korunması mücadelesi verildi. Çifte enosis ve taksim planları karşısında, Cumhurbaşkanı Makarios’un yanında istikrarlı bir şekilde duran ve onu destekleyen temel güç AKEL oldu. Partimiz sosyalist ülkelerdeki hükümet partileri ile dostluk ilişkilerini değerlendirdi ve Kıbrıs’a zor anlarında güvenilir müttefikler sağladı. AKEL aynı zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağlantısız dış politikasını destekledi. Kıbrıs, halkımızın yığınsal hareketlenmesi, ezici çoğunluğunun Makarios’un politikası çerçevesinde toplanması ve özellikle de sosyalist topluluğun ve Bağlantısızlar Hareketi’nin uluslararası dayanışması ve desteği ile, NATO’cu planları geri püskürtmeyi başardı. Bağımsızlığın savunulması mücadelesinde AKEL ve Halk Hareketi kurbanlar verdi. Ölenler arasında EDON Merkez Konseyi üyesi Mihalakis Kusulidis de vardı.

Toplumlararası çatışmaların en kritik anlarında dahi AKEL iki toplum arasındaki ilişkilerdeki sorunların diyalog aracılığı çözülmesi ve barış içinde birlikte yaşamaları, Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler arasında dostluk, karşılıklı saygı ve işbirliği için mücadele etmekten geri durmadı. Partimiz her zaman milliyetçilik ve şovenizme karşı tutarlı bir şekilde mücadele etti. AKEL Merkez Komitesi üyesi Derviş Ali Kavazoğlu ve AKEL ile PEO kadrosu Kostas Mişaulis iki toplumun dostluğu ve işbirliği uğruna mücadelede canlarını feda ettiler. Onlar, yeniden yakınlaşmanın ve bütün Kıbrıslıların ortak vatanı olan bir Kıbrıs için mücadelenin sembolü oldular.