Home  |  Açıklamalar   |  AKEL suyun bir lüks değil, toplumsal bir kamu malı olduğunu hatırlatmaya devam edecektir

AKEL suyun bir lüks değil, toplumsal bir kamu malı olduğunu hatırlatmaya devam edecektir

 

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu su kriziyle ilgili basın toplantısında “Kıbrıs’ta son yılların en ağır su krizini yaşıyoruz. Ne yazık ki bu kriz ülkemizi hazırlıksız yakalandı. Son yıllarda durumun bu noktaya gelmesine göz yumuldu ve bunun sonucunda önümüzdeki yaza dair senaryolar kâbus niteliğindedir. Susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıyayız ve aynı zamanda elektriksiz kalma riski de bulunuyor; bunun toplum, tarım, ekinler ve ekonomi açısından olumsuz, hatta yıkıcı sonuçları olacağını söylememe gerek yok. İşte 2026 yılında Kıbrıs’ın durumu bu” dedi.

 

Kıbrıs’ın bu duruma hazırlıksız olduğunu, çünkü önceki yıllarda su kıtlığına, kuraklığa ve az yağışlı dönemlere karşı gerekli olanların yapılmamış olduğunu dile getiren Stefanu bu olguların Nuh’ un zamanından beri var olmakla birlikte, bilim insanlarının öngördüğü üzere, iklim krizi nedeniyle son yıllarda daha da şiddetlendiğini Akdeniz bölgesini özellikle sert bir şekilde etkilediğini ifade etti. Tüm bunlar biliniyor olmasına rağmen, ne bir önceki Anastasiadis–DİSİ hükümetinin ne de bugünkü Hristodulidis hükümetinin bu kötü durumu önlemek için yapılması gerekenleri yapmadıklarını, Hristodulidis hükümetinin son anda, ancak Mayıs 2024’te yarım yamalak bazı önlemler almaya başladığını söyledi.

 

Devamında Stefanu şunları belirtti:

 

“Önceki hükümet döneminde:

 

  • Su İşleri Dairesi görevini yeterli şekilde yerine getiremeyecek ölçüde zayıflatılmıştır.

 

  • Projelerin, altyapıların ve tesislerin bakımı eksik ve yetersiz bir şekilde yapılmıştır. Mavrokolimbos Barajı’nda ortaya çıkan sorun ve bunun sonucunda 1,5 milyon metreküp su kaybı yaşanması tesadüf değildir. Bu zarar, barajın uygun şekilde bakımının yapılmamasından kaynaklanmıştır. Aynı durum, büyük sızıntı ve kayıpların yaşandığı su dağıtım şebekesi için de geçerlidir.

 

  • Önceki yıllarda deniz suyu arıtma tesislerine ilişkin sözleşmeler yenilenmemiş ve bunun sonucunda bu tesisler sökülmüştür. O tarihten bu yana, içme suyu ihtiyacımızı karşılamak için gereken kapasitenin altında arıtma tesisine sahibiz. Barajlar boşaldığında ise ihtiyaçları karşılamak için alelacele arıtma tesisleri aranmaya başlandı. Neyse ki Birleşik Arap Emirlikleri, iki yıllığına bize bazı mobil tesisleri ödünç verdi. İhtiyaçlar acil olmasına rağmen, 2026 başında Garillis’te ve Limasol Limanı’nda faaliyete geçmesi planlanan iki tesis hâlâ hazır değildir. Ayrıca 2026 yılı içinde Episkopi, Vasiliko ve Mağusa bölgesinde üç mobil tesisin daha devreye girmesi gerekmektedir, ancak bunların da ne zaman faaliyete geçeceği bilinmemektedir.

 

  • Mevcut projeler hayata geçirilmeden öylece beklemektedir. Örneğin, Tersefanu’daki arıtma tesisinde geri dönüştürülmüş su gerekli borulama yapılmadığı için değerlendirilememektedir. Yetersiz borulama nedeniyle Solya Barajı da atıl durumdadır.

 

  • Çiftçilere su verilmesi durdurulmuşken, devlet şeffaf olmayan süreçler ve kararlarla golf sahalarına ve büyük projelere su sağlamaya devam etmektedir. Bu durum tam anlamıyla bir skandaldır.

 

  • Hristodulidis Hükümeti’nin hanelerde su kesintisine gidilmesine ilişkin kararı beklenen sonucu vermeyecektir. Eski sistemler ve şebekeler nedeniyle bu kesintilerin yalnızca arızalara ve büyük su kayıplarına yol açacağını uzmanlar vurgulamaktadır.

 

  • Çiftçilere üstelik de geriye dönük olarak çevre vergisi uygulanması yönünde hükümetin aldığı karar zaten yüksek üretim maliyetleri ve su yokluğu nedeniyle büyük zorluklarla boğuşan çiftçileri adeta cezalandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

 

Kıbrıs’ın kuraklık ve su kıtlığı gibi kronik bir soruna etkili biçimde karşı koyabilmesini sağlayacak koşulları ve altyapıyı içeren kapsamlı bir su planına ihtiyacı vardır. Ayrıca durumu iyileştirecek, derhal uygulanabilecek ve kısa sürede sonuç verecek önlemlerin de alınması gerekmektedir.

 

AKEL, su krizinin çözümüne yönelik somut ve uygulanabilir önerilerini yeniden sunmaktadır. Su sorunu konusunda kapsamlı, uzun vadeli ve adil bir planlama çerçevesinde aşağıdaki adımların derhal hayata geçirilmesi gerekiyor:

 

  • Golf sahalarına ve büyük projelere çok büyük miktarlarda su tahsis edilmesine son verilmelidir.

 

  • Tersefanu’daki barajın atık su arıtma tesisine ve ardından şebekeye bağlanması hızlandırılmalıdır. Ayrıca Solya Barajı’nın da bağlantısı sağlanmalıdır. Mia Milia’da bulunan üçüncü derece su arıtma tesisinden elde edilen geri dönüştürülmüş suyun kullanımına yönelik projeler ilerletilmeli ve tamamlanmalıdır.

 

  • Zaruri bir çözüm olan deniz suyu arıtma tesislerinin hayata geçirilmesinin çok hızlı bir şekilde ilerletilmelidir. Ancak kamuoyuyla istişare, çevresel etki değerlendirmeleri ve doğru yer seçimi gibi hususları öngören yasal düzenlemelere uyulmalıdır. Deniz suyu arıtma tesislerinin kurulmasında, maliyeti ve ortaya çıkan emisyonları azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan teknolojilerin teşvik edilmesi gereklidir; zira bu tesisler yüksek enerji tüketen ve çevreyi kirleten yapılardır.

 

  • Su kaynaklarının rasyonel yönetimi için tasarrufun ve su kayıplarının azaltılmasının önceliklendirildiği bir planlama yapılmalıdır. Su kaynaklarının verimli kullanılması yönünde toplumsal bilincin geliştirilmesi amacıyla daha etkin bir farkındalık kampanyasının yürütülmesi gerekmektedir.

 

  • Mevcut altyapıların ve barajların derhal bakımının ve gerekli yerlerde iyileştirilmelerin yapılması şarttır. Bunun hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için Su İşleri Dairesi’nin güçlendirilmesi şarttır. Su İşleri Dairesi temsilcilerinin Meclis’te de belirttikleri gibi, barajların yetersiz bakımı öncelikle personel eksikliğinden olduğu kadar yetersiz mali kaynaklardan da kaynaklanmaktadır.

 

  • Otel ve büyük turistik tesislerde zorunlu su tasarrufu önlemlerinin uygulanması; büyük projelerin kontrolsüz tüketimi yerine, hanelerin ve temel hizmetlerin su temininin önceliklendirilmesi gerekmektedir.

 

  • Su kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayan yenilikçi teknolojilerin kurulumu için tarımsal işletmelere sağlanan finansman genişletilmelidir.

 

 

  • Devlet kamu binalarında, okullarda, belediyelerde ve köylerde su tasarrufuna ve suyun yeniden kullanımına yönelik teknolojilere yatırım yapmalıdır.

 

  • Yaz aylarında dört milyon turistin gelmesinin beklendiği dikkate alınarak, yeterli su miktarlarının güvence altına alınması ve turizmin gelişimi ile su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi arasında, haneler ile tarım ve hayvancılık sektörünün yararına bir denge kurulmasını sağlayacak bir planlama yapılmalıdır.

 

AKEL suyun bir lüks değil, toplumsal bir kamu malı olduğunu hatırlatmaya devam edecektir. Bugün içinde bulunduğumuz noktaya gelmemize yol açan her türlü yetersizliğin ve beceriksizliğin bedelini hanelerin, çiftçilerin ve toplumun tümünün ödemeye devam etmesi kabul edilemezdir. Bugün sunulan önerileri su krizinin etkili bir şekilde yönetilebilmesi için hükümetin ciddiyetle ele almasını umuyoruz.

 

PREV

Limasol’un yangından zarar gören bölgelerinde ağaçlandırma etkinliği

NEXT

Tarım Bakanı parmak sallamak yerine kolları sıvamalı