Home  |  Açıklamalar   |  Nefret söylemi toplumu zehirliyor

Nefret söylemi toplumu zehirliyor

Meclis İnsan Hakları Komitesi’nin toplantısı ardından AKEL Milletvekili Yorgos Kukumas’ın yaptığı açıklama

 

ECRI – Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komitesi’nin raporu gerçekten ırkçılıkla mücadele etmek, insan haklarını ve eşitliği öne çıkarmak isteyen devletler için son derece önemli bir araçtır . Ülkemizle ilgili bu yılki ECRI raporu, Kıbrıs’ın başarısız olduğu veya daha fazlasını yapması gereken bir dizi konuyu vurgulamaktadır.

 

Irkçılık ve insan hakları ihlali meseleleri sadece toplumun -en azından bir kısmının- öfkesine neden olan bir olay nedeniyle haberlerde yer aldığında ve birçoğu sözlü kınamalarla geçiştirildiğinde bizi ilgilendirmemelidir. Yasal mevzuatta, devlet uygulamalarında ve toplumun algısında, kısacası tüm düzeylerde gerçek sonuçlar elde etmek için devletin somut planlar ve politikalar hazırlaması gerekir ve bunları gerekli maliyetler ve potansiyel ile, organizasyon şeması ve programı ile uygulaması gerekir. Ayrıca tüm kurum ve kuruluşların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerine ilişkin olarak da yaptıklarının ve varılan sonuçların değerlendirmelerinin yapılması gerekir.

 

Örneğin, yarının yurttaşlarının karakterlerinin ve bilinçlerinin şekillendiği okullar, okullardaki ırkçı olayların kaydedilmesi ve yönetimi için bir Tüzüğe uymakla yükümlüdür. Ancak ilgili rapor Kıbrıs’taki 475 okuldan sadece çok küçük bir yüzdesi tarafından her yıl sunulmaktadır. Bunu okulların dörtte biri bile yapmıyor. Bu Tüzüğe uyulmasının gerektiğini anlamak için okullarda kaydedilen ırkçı olaylara bir göz atmak yeterlidir. 2016-2021 döneminde yıllık ırkçı olay sayısının toplam 124 ila 357 arasında olduğu bilinmektedir. Üstelik de bunlar yalnızca ilgili raporu sunan okullardan elde edilen sayıdır.

 

Bir diğer büyük sorun ise nefret söylemidir. Nefret söylemi kamusal yaşamı ve toplumu zehirleyen, ırkçılığı yeniden üreten ve doğrudan şiddet eylemlerine zemin hazırlayan ya da ortam yaratan en yaygın olgulardan biridir. İnternet ortamında nefret söyleminin olumsuz etkilerinin kat kat armış olduğu gözlemlenmektedir. Afrika kökenli futbolcuların veya göçmenlerin, Kıbrıslıtürklerin, kadınların, LGBTİ bireylerin ve başkalarının hedef alındığı ve faillerin spor alanlarında, internette, sokakta sıradan vatandaşlardan, siyasi kişilere ve din adamlarına kadar uzandığı görülmektedir. Buna rağmen, tüm bu yıllar boyunca yüzlerce ırkçılık vakasından çok azı kovuşturmayla sonuçlandı ve mahkûmiyet kararı verilenlerin sayısı onu geçmedi.

 

Ancak son zamanlarda kurumların çalışmalarını yapıp yapmadıklarının kontrol edildiği ciddi vakalar yaşanmaktadır.

 

  • Başpiskoposun üstelik de Paskalya için yayınladığı son genelge nefret söylemi açısından kontrol edilmektedir. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. İdare Komiserliği konuyu incelediğini bildirdi ve bir an önce sonucun açıklanmasını bekliyoruz.

 

  • Şubat ayında Limasol’daki Teknoloji Üniversitesi’nin bir etkinliğine yüzleri maskeli kişiler homofobik bir saldırıda bulundular. Eğer bu saldırının failleri tespit edilip yargılanarak cezalandırılmazsa ırkçılığa ve ayrımcılıklara karşı mücadeleden söz edilebilir mi? Polis yetkililerinden bugün duyduğumuza göre, soruşturmaların sonucunda elle tutulur bir şey yok. AKEL’in daha önce Adalet Bakanı’na, Başsavcı’ya ve Emniyet Müdürü’ne başvurarak saldırıyla ilgili soruşturmanın ilerleyişi ve yaşanan gecikmenin nedenleri hakkında bilgi talep ettiğini hatırlatmak isterim.

 

 

PREV

AKEL kapsamlı ve sosyal odaklı konut politikası önerisini Larnaka’da gençlerle paylaştı

NEXT

Kötü durumdaki mülteci apartmanlarının yeniden inşa planının iyileştirilmesi için AKEL somut öneriler sunacak