Makroekonomik göstergeler ne yenir ne de arabaların depolarını doldurur
AKEL Milletvekili Aristos Damianu’nun Meclis Ekonomi ve Bütçe Komitesi toplantısının ardından yaptığı açıklama:
Ekonomik göstergelerdeki olumlu tablo, ne yazık ki toplumun günlük yaşamına yansımıyor. Ekonominin iyi gittiği doğru, ancak makroekonomik göstergeler ne yenir ne de arabaların depolarını doldurur. Binlerce hane hayat pahalılığı, konut maliyetleri ve ekonomik güvensizlik nedeniyle baskı altında. Eşitsizlikler derinleşiyor ve vatandaşların satın alma gücü geriliyor. Hükümetin 2027 Bütçesi’nde de gerekli kararlılığı göstermeyerek ele almadığı gerçeklik budur.
Çok yüksek bütçe fazlaları artık ciddi toplumsal sonuçları olan bilinçli bir siyasi tercihe dönüşmüş durumda. Toplumun desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde hükümet bütçedeki geniş mali imkânları hanelerin yükünü hafifletmek, kamu hizmetlerini güçlendirmek ve yatırım yapmak için kısmen kullanmak yerine, bu imkânları aşırı yüksek düzeylerde tutuyor. Mali disiplin, toplumsal eylemsizliğin bahanesi olamaz.
Toplum baskı altındayken ve hükümet mevcut imkânları insanların yükünü gerçekten hafifletmek için kullanmıyorken, sorun temelde siyasi ve toplumsal bir sorundur.
Hükümetin 2027 Bütçesi’nde de gerekli kararlılığı göstermeyerek ele almadığı gerçeklik budur. Bu da ekonominin toplumsal ilerleme ve sürdürülebilir kalkınma aracı olarak değil, daha çok bir muhasebe yönetimi meselesi olarak ele alındığını gösteriyor. Harcama artışları ağırlıklı olarak işletme giderlerine yönlendirilirken sosyal yardımlar sınırlı ölçüde artırılıyor ve kalkınma harcamaları yerinde sayıyor.
Aynı zamanda Kıbrıs ekonomisinin temel sorunlarının çözümünde hükümetin yetersizliği açıkça ortadadır. Yüksek elektrik fiyatları, atık yönetimi, üçüncü ülke vatandaşlarının toplu bir şekilde gayrimenkul edinmeleriyle birlikte yaşanan konut krizi, bankacılık ve enerji sektörlerindeki oligopol yapı bunlar arasında yer almaktadır. Bu güvensizlik ve toplumsal eşitsizlik ortamında hükümet, iş güvencesizliğinin artışını ve toplu iş sözleşmelerinin altının oyulmasını herhangi bir planlama yapmadan seyrediyor.
Devletin gelirleri büyük ölçüde dolaylı vergilere dayanmaya devam ediyor. Bu durum, düşük ve orta gelir gruplarının üzerindeki yükü daha da artırıyor. Vergi yükünün daha adil dağıtılması gerekiyor; ancak hükümet, izlediği politikayı değiştirme niyetinde görünmüyor. Aksine, vergi reformu eşitsizlikler arasındaki uçurumu daha da büyütüyor.
AKEL, farklı toplumsal önceliklere dayanan ihtiyatlı bir ekonomik yönetim anlayışını savunuyor. Hanelere, küçük ve orta ölçekli işletmelere gerçek anlamda destek verilmesini, kamu sağlık ve eğitim hizmetlerinin güçlendirilmesini, somut sonuçlar üreten kapsamlı bir konut politikasının uygulanmasını istiyor. Elbette daha adil bir vergi sistemi de gerekiyor. Ekonomik ilerlemenin faydalarını daha adil biçimde yeniden dağıtan bir kalkınma modeline ihtiyaç var.
Toplum, sorunlarına çözüm üreten politikalara ve toplumsal duyarlılığa sahip, gerektiğinde etkili ve hızlı adımlar atabilen bir hükümete ihtiyaç duyuyor. Amaç yalnızca rakamların iyi görünmesi değil, vatandaşların daha iyi bir yaşam sürdürebilmeleridir. Ancak ne yazık ki bu hükümet ne bunu istiyor ne nasıl yapacağını biliyor ne de bunu yapabilecek durumda.