Nikos Hristodulidis’in Mağusa ile ilgili önerisi hakkında AKEL’in açıklaması
Mağusa meselesi ve özellikle kapalı kentin yasal sakinlerine iade edilmesi Kıbrısrum tarafının taleplerinin her zaman merkezinde yer almıştır ve Türkiye’nin hukuk dışı işgaline son verilmesi çabasıyla ayrılmaz bir biçimde bağlantılıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları da bu yaklaşımı benimsemekte ve hayata geçirilmemesinden yalnızca işgalci gücün sorumlu olduğu faaliyetleri belirlemektedir.
Cumhurbaşkanı’nın önerisine benzeyen ve Mağusa meselesini daha kapsamlı Güven Yaratıcı Önlemlerle ilişkilendiren önerilerin geçmişte defalarca sunulduğu da bir gerçektir. Ancak bu öneriler müzakerelerin yoğun biçimde sürdüğü dönemlerde bile hedeflenen sonuca ulaşılmasını sağlayamamıştır. Dolayısıyla böylesine iddialı bir önerinin mevcut koşullarda sunulmasının müzakerelerin yeniden başlamasına gerçekten katkıda bulunup bulunamayacağı ya da tartışmayı asıl hedefinden uzaklaştırma riski taşıyıp taşımadığı sorusu haklı olarak gündeme gelmektedir. Özellikle de aylardır süren görüşmelerin ardından yeni geçiş noktalarının açılması konusunda bile hâlâ anlaşmaya varılamadığı düşünüldüğünde bu soru daha da önem kazanmaktadır.
Güven Yaratıcı Önlemlerin süreci destekleyici bir rol oynayabileceği konusunda hepimiz hemfikiriz, ancak bu önlemler Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne yönelik çabaların yerini alamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de açıkça vurguladığı gibi, şu anda asıl önemli olan, Crans Montana’da kesintiye uğrayan esaslı müzakerelerin kalınan yerden üzerinde anlaşmaya varılmış çerçeve ve ilgili BM kararları temelinde yeniden başlaması için gerekli hazırlıkların yapılmasıdır. Bu bağlamda, Crans Montana Konferansı’nın sona ermesine kadar sağlanan yakınlaşmaları Birleşmiş Milletler’in zaten kayıt altına aldığını hatırlatıyoruz. Bunlar arasında, diğer hususların yanı sıra, Mağusa’nın Kıbrısrum yönetiminde olmasını öngören haritalar da bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler yakınlaşmalar belgesini iki tarafa derhâl iletmeli ve Cumhurbaşkanı da bu konuda ısrar etmelidir.
AKEL varılan yakınlaşmalar geçersiz kılınmaksızın iki tarafın bu tartışmaya nasıl dâhil edilebileceğine ilişkin somut bir öneriyi uzun zamandır hem Ulusal Konsey’e hem de BM Genel Sekreteri’ne sunmuştur.