Avrupa Parlamentosu kredi borçlularına sırtını döndü – Ana konutların korunmasına Avrupa Parlamento’nun “hayır” demesiyle adil ve toplumsal bir konut politikası açısından bir fırsat kaçırılmış oldu
Avrupa Parlamentosu’nun Genel Kurulu’nda dünkü oylama sağcı ve muhafazakâr siyasi grupların beyan ettikleriyle gerçek niyetleri arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. Borçluların korunmasını amaçlayan öneriler reddedildi ve barınma ile ilgili insan haklarının korunması için önemli bir araç onların ellerinden alındı.
Sunulan öneriler arasında Sol Grup’un desteğiyle AKEL tarafından sunulan bir öneri de vardı. Bu öneri kredi sözleşmelerinin şartlarının kötüye kullanım niteliğini ulusal mahkemelerin resen incelemesini ve 93/13/EEC direktifine göre de inceleme tamamlanana kadar icra sürecinin durdurulmasını öngörüyordu.
Söz konusu önerinin reddedilmesi Avrupa Parlamentosu’nda bankaların ve kredileri satın alma şirketlerinin koruyucuları gibi hareket eden siyasi grupların önceliklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kıbrıs’tan DİSİ, DİKO ve ELAM’ın Avrupa Parlamentosu Üyeleri de bu öneriye ret oyu verdi. Bu tutumları bu partilerin Kıbrıs Temsilciler Meclisi’nde AKEL’in ilgili önerisi konusunda da ortaya koyacakları tutumun ön işareti mi?
Avrupa Halk Partisi, Sosyalistler ve Muhafazakârlar da ana konutun haczi veya açık arttırma ile satılması durumunda, mülkle ilişkili borcun geri kalan kısmının silinmesini öngören AKEL’in başka bir önemli önerisini de reddettiler. Böylece vatandaşların evlerini kaybetmesini ve ömür boyu borç içinde kalmasını engelleyecek temel bir sosyal adalet mekanizmasını yok etmiş oldular.
Hatta değeri 2.000.000 avronun üzerinde olan gayrimenkuller için adil bir yıllık %1 oranında emlak vergisi koyulmasını öngören ve böylece sosyal açıdan adil bir konut politikasını finanse etmeyi amaçlayan AKEL’in bir başka önerisini bile reddettiler.
Avrupa Birleşik Sol Grubu özel olarak oluşturulmuş olan Konut Komitesi’nin raporunda barınma hakkının bir ticari mal olarak ele aldığını, insan hakları bağlamında barınmanın bir toplumsal hak olarak korunması için somut önlemler önermediğini eleştirerek raporu reddetti.