Kıbrıs’ın Avrupa Birliği Adalet Divanı’na sevk edilmesi sevk edilmesi ciddi bir gelişmedir
AKEL Sürdürülebilir Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Birimi Sorumlusu Hristina Nikolau’nun açıklaması:
Kıbrıs’ın atık yönetimi nedeniyle Avrupa Birliği Adalet Divanı’na sevk edilmesi ciddi bir gelişmedir ve ülkenin planlama ve altyapısı açısından eksikliklerini ve gecikmelerini en resmî biçimde ortaya koymaktadır.
Avrupa Komisyonu’nun açıklaması nettir: Kıbrıs’ta üretilen atıkların %21’i önceden herhangi bir işleme tabi tutulmadan depolama sahalarına gönderilmektedir ve mevcut tesislerin kapasitesi karışık kent atıklarının işlenmesi için yeterli değildir.
Bu, bugün ortaya çıkmış bir sorun değildir. İhlal süreci 2021 yılında başlamıştır. Uyarılara, açıklamalara ve takvimlere rağmen, Kıbrıs bugün Avrupa Birliği Adalet Divanı’na sevk edilmiş durumdadır.
AKEL zamanında defalarca uyarıda bulunmuştu. Koşi ve Pendakomo atık yönetimi tesislerindeki sorunları defalarca gündeme getirmiş ve gerekli altyapılar önceden oluşturulmadan vatandaşlardan atık yönetimi için ödeme yapmalarının istenemeyeceğine dikkat çekmiştik. Üstelik Pendakomo meselesi hakkında cezai soruşturma yürütülmekte ve skandallar listesin bu da eklenmektedir.
Kıbrıs’ın Avrupa Birliği Adalet Divanı’na sevk edilmesi münferit bir başarısızlık değildir. Duyurulan projeler, harcanan milyonlar, açıklanan takvimler ve sonunda başarısız bir yönetimin sonuçlarıyla karşı karşıya bırakılan vatandaşların yanı sıra daha genel bir tablonun bir başka parçasıdır.
Eğer bu, kamu altyapılarının planlanması, denetlenmesi ve hayata geçirilmesinde bir başarısızlık değilse, o zaman nedir?
Bugün sorular çok somuttur:
Hangi projeler tamamlandı? Hangi takvimlere uyuldu? Yeterli işleme kapasitesine ne zaman sahip olunacak? Atıkların önceden işlenmeden depolama sahalarına gönderilmesine ne zaman son verilecek?
Hükümet artık sadece açıklamalarda bulunmayı bir kenara bırakıp, ölçülebilir sonuçlar ortaya koymalı ve önemli olanın bir projenin kaç kez duyurulduğu değil; ilgili projenin tamamlanıp tamamlanmadığı, işleyip işlemediği ve nihayetinde vatandaşlara hizmet edip etmediği olduğunu anlamalıdır.
Ve bunca açıklamanın ardından Kıbrıs Avrupa Birliği Adalet Divanı’na sevk edilirken ve milyonlarca avroluk bir proje de cezai soruşturma altındayken, artık soru ortada bir sorun olup olmadığı değildir.
Sorulması gereken soru: Hükümetin siyasi sorumluluğu üstlenmesi için daha kaç başarısızlığın yaşanması gerektiğidir?