“İdeolojik saplantı” uluslararası hukuku ortadan kaldırmak isteyenlerle aynı çizgide yürümek uğruna Kıbrıs’ın hak ve hukukunu riske atmaktır
“İdeolojik saplantı” ile ilgili olarak, Trump’ın oluşturduğu “Barış Konseyi” toplantısına katılma yönünde Hristodulidis hükümetinin kararından daha çarpıcı bir örnek yok.
Uzun bir süredir ABD’nin Birleşmiş Milletler’i devre dışı bırakma ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan uluslararası sistemi yeniden düzenleme yönünde çaba gösterdiği barizdir. Trump’ın davetini AB üyesi ülkelerin önemli bir bölümü de dahil olmak üzere dünyadaki birçok devletin reddetmesi bir tesadüf değildir.
Trump’ın tertiplerini kayıtsız şartsız desteklemesinin varlığını, mücadelesini, hak ve hukukunu uluslararası hukuka ve BM kararlarına dayandıran ülkemiz açısından büyük tehlikeler barındırdığını hükümetin anlayamadığı düşünülemez.
“Toplantının Güvenlik Konseyi’nin ilgili bir kararı temelinde gerçekleştirildiği” yönündeki gerekçe en hafif ifadeyle yanıltıcıdır. 2803 sayılı karar açıkça Gazze’nin savaş sonrası yönetimiyle sınırlıdır; oysa Trump söz konusu girişiminin yalnızca Gazze ile sınırlı olmadığını, küresel düzeyde uluslararası çatışmaların çözümü için “cesur yeni bir model” olmayı hedeflediğini defalarca belirtmiştir. Bu modelde uluslararası ilişkilerde silahların ve ticari çıkarların mantığı uluslararası hukukun yerini almaktadır. “Barış Konseyi”nde Netanyahu gibi bir savaş suçlusunun yer alacak olması bile apaçık bir göstergedir.
Kıbrıs hükümetinin uluslararası hukuku çiğneyen planlara ve oluşumlara katılmasının er ya da geç varacağı nokta kendi kendini inkâr etmektir.