Emek sömürüsüne ilişkin utanç verici olgular emekçilerin korunmasına yönelik denetim mekanizmalardaki ciddi yetersizlikleri gözler önüne seriyor
Kıbrıs’ta sömürü amacıyla emekçi ticareti ve çalışanların maruz kaldığı insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin ortaya çıkan gerçekler ülkemiz adına utanç vericidir. Bunlar, çalışma hayatında Orta Çağ’ı andıran uygulamalardır ve temel çalışma ve insan haklarının açıkça ihlal edilmesidir.
Bu olaylar emekçilerin korunmasına yönelik denetim mekanizmalarındaki ciddi yetersizlikleri gözler önüne sermektedir. Bu yetersizliklerden hükümet sorumludur. Hükümet denetimleri ve koruyucu güvenlik mekanizmalarını güçlendirmek yerine, işveren örgütlerinin üçüncü ülkelerden gelen işçilerin istihdam koşullarının gevşetilmesine yönelik taleplerini kabul etti. Böylece işverenlerin keyfî uygulamalarını denetlemek yerine, büyük çıkar gruplarının taleplerine hizmet etti.
Bu tür uygulamalar karşısında denetim mekanizmalarının yetersiz kalması, yalnızca doğrudan sömürüye maruz kalan emekçilere zarar vermekle kalmıyor; aynı zamanda toplu iş sözleşmelerini zayıflatıyor, çalışma koşullarını geriletiyor ve tüm çalışanların haklarını aşındırıyor. Her emekçinin haklarının korunması çalışanların tümünün haklarının korunmasının temel şartıdır.
AKEL, yapılan şikâyetlerin kapsamlı biçimde soruşturulmasını ve sorumluların hesap vermesini, denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde güçlendirilmesini ve iş hukuku mevzuatının sıkı biçimde uygulanmasını talep etmektedir. Ayrıca üçüncü ülkelerden gelen emekçilerin istihdamına yönelik stratejinin bütünüyle gözden geçirilmesi toplu iş sözleşmelerinin uygulanmasının ve çalışanların tümünün eşit şekilde korunmasının güvence altına alınması gerekmektedir.