Okulların altyapı sorunlarına çözümler üretmekte bariz siyasi irade eksikliği
Meclis Eğitim ve Kültür Komitesi toplantısının ardından AKEL Milletvekili Hristos Hristofidis’in yaptığı açıklama:
Tüm bölgelerde, neredeyse tüm okullarda altyapıyla ilgili ciddi sorunlar var.
Aniden ortaya çıkmamış olan bu tablo alınan siyasi kararların bir sonucudur. 2027 bütçesinde Teknik Hizmetler için ayrılan miktar 2010 yılındaki miktardan daha azdır. Bu da, inşaat maliyetlerinin iki katına çıktığı bir dönemde aynı parayla hareket edildiği takdirde işlerin ancak yarısının yapılabileceği anlamına geliyor.
Daha da kötüsü, devletin sekiz-dokuz yıl boyunca Teknik Hizmetler bütçesini 22 ila 28 milyon avro arasında tutmuş olmasıdır. Esasen bu miktar sadece tamamen gerekli olan ihtiyaçları karşılayabilirdi. Okul Kurulları paraları olmadığında ne projeleri gerçekleştirebilirler ne de onarımları yapabilirler. Üstelik neredeyse tüm ilçelerde, özellikle gelişmekte olan bölgelerde ve özellikle Teknik Okullar söz konusu olduğunda, yeni okullara yönelik mevcut devasa ihtiyaçların karşılanmasından söz edebilmek mümkün değil.
Ayrıca uygunluk sertifikası almış olan okulların oranının düşük olması konusundaki endişemizi de ifade etmek istiyorum. Sayıştay’ın raporu vesilesiyle de ifade ettiğimiz gibi, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve okullarımızda çalışan herkesin güvenliğiyle ilgili konular birinci önceliktir. Bu nedenle, okullarımızın uygun ve güvenli olabilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve gereken adımların atılması konusunda yetkililerin hızla harekete geçmesi gerekiyor.
Bir de prefabrik sınıflar “belası” var. Çok sayıda okulda prefabrik sınıflar bulunuyor. Birçok okulda sınıflar zaten yapıları gereği sorunlu. Diğer okullarda ise yalnızca çocukların kullanabileceği boş alanı kısıtlıyorlar. Elbette, esasen başka bir seçeneğin olmadığı koşullarda tek çözüm yolu olduğunu kabul ettiğimiz okul öncesi eğitim istisna olmak üzere, diğer durumlarda prefabrik sınıflar Teknik Hizmetler bütçelerinin bir yansımasıdır. Projeler gerçekleştirilemeyince kolay, daha ucuz ama çok daha sorunlu olan prefabrik sınıf çözümüne başvuruluyor.
Spor tesisleri hakkında da bir söz söyleyerek bitirmek istiyorum. Okullarımızdaki spor tesisleri topluma açık olmalıdır. Bir yerleşim yerindeki iyi bir saha, yalnızca çocukların sabahları oynayacağı okulun sahası değildir. Tüm toplumun spor yapabileceği bir alan olmalıdır. Bugün kapalı spor salonların olduğu gibi… Bu salonlar kulüplere maçlar, antrenmanlar ve benzeri faaliyetler için tahsis ediliyor. Elbette bunun gerçekleşmesi için spor alanlarının en azından kullanılabilir durumda olmaları gerekiyor. Şunu da belirtmeliyim ki birçok futbol sahasının, basketbol sahasının ve benzeri alanların bugün gerçekten çok kötü durumda olduğunu görüyoruz. Çocuklar tehlike altında, bu alanları kullanan herkes de tehlike altında.
Sonuç olarak, mesele siyasi irade ve siyasi karar meselesidir. Para ayrılmazsa, okullarımızın tesisleri öncelik haline getirilmezse, veli birlikleri, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz bugün okullarımızda mevcut olan çok sayıdaki ciddi sorunlar hakkında şikâyet etmeye devam edecekler.