Home  |  Açıklamalar   |  Kıbrıs Komünist Partisi–AKEL’in 100. yılı onuruna gerçekleştirilen etkinlikte AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma

Kıbrıs Komünist Partisi–AKEL’in 100. yılı onuruna gerçekleştirilen etkinlikte AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma

Kıbrıs Komünist Partisi–AKEL’in 100. yılı onuruna dün akşam AKEL Merkez Komitesi binası önünde gerçekleştirilen etkinliğin ana konuşmacısı AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu oldu.

 

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu’nun yaptığı konuşma:

 

Yüz yıllık tarih. Ülkemizin iyiliğini pusula edinerek geçen koca bir yüzyıl.

Bu akşam, geçmişe bakarak geleceği konuşabilmek için bu tarihi süreci onurlandırıyoruz.

 

Çünkü ülkemizde uzun yıllar boyunca faaliyet gösteren bir siyasi örgüt olarak, Kıbrıs Komünist Partisi–AKEL’in 100. yıl dönümü Partimizin sadece mücadeleci olmaya devam etmekle kalmayıp, aynı zamanda değişim rüzgarının esmesi için dinamik ve ilerici bir akım yaratabileceğinin de en güçlü hatırlatıcısıdır.

 

Değerli yoldaşlar,

Değerli arkadaşlar,

Değerli davetliler,

Partimizin yüz yıllık tarihiyle gurur duyuyoruz. Biz iki misil gurur duyuyoruz; çünkü Partimizin taleplerinin ve mücadelelerinin izleri, ülkemizin gidişatını daha iyiye doğru şekillendiren tüm büyük kazanımlarda güçlü bir şekilde görülmektedir. AKEL’in kendini kanıtlamasına gerek yok. Tarihi zaten her şeyi anlatıyor.

 

Bugün, bu mütevazı törenle tarihimizi onurlandırırken, hem Ağustos 1926’da Kıbrıs Komünist Partisi’ni kuran öncüleri, hem de Nisan 1941’de onun yerini alan AKEL’i onurlandırıyoruz.

 

Hep birlikte, bu yüz yılın farklı tarihsel dönemlerinde Kıbrıs ve halkımız için verilen mücadelelerin ve katkıların en ön saflarında yer almış olan AKEL’ in ve daha geniş anlamda Sol’un binlerce üyesini ve destekçisini onurlandırıyoruz.

 

Bu akşam özellikle, ülkenin zorluklara, sorunlara ve saldırılara göğüs gerebilmesi ve maceralardan uzak bir şekilde, daha iyi günler yaşayabilmesi ve kalkınma yolunda ilerleyebilmesi için hayatlarını feda eden herkesi onurlandırıyoruz.

 

Partimizin ve Halk Hareketi’nin ulusal, siyasal, sınıfsal ve toplumsal mücadelelerde yetiştirdiği kahramanların listesi çok uzundur. Bu da AKEL’ in yıllar boyunca ve kesintisiz olarak, ülkemiz ve halkımız için verilen mücadelelerin her zaman en ön saflarında yer aldığının en ikna edici kanıtını oluşturmaktadır.

 

AKEL’in tarihi süreci 20. yüzyıl boyunca Kıbrıs’ın tarihiyle ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiş olup, günümüzde de varlığını sürdürmekte ve belirleyici olmaktadır.

 

AKEL’in öncüsü olan Kıbrıs Komünist Partisi siyasi sahneye çıktığı ilk günden itibaren, İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadeleyi en büyük önceliği haline getirdi. Partimiz, Kıbrıs bağımsızlığını kazanana kadar bu amaca tutarlılık ve kararlılıkla hizmet etti.

 

Kıbrıs Komünist Partisi’nin devamcısı olan AKEL, yeni kurulan Kıbrıs devletini tüm gücüyle destekledi ve hem dışarıdan hem de içeriden gelen komplolara ve yıkıcı faaliyetlere karşı Kıbrıs’ın bağımsızlığının tamamlanması için mücadele etti.

 

Faşizme ve aşırı sağa karşı demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savundu. AKEL camiası EOKA B’nin terörüne ve faşist cuntanın darbesine karşı direndi, mücadele etti.

 

Kendilerini «milliyetçi» diye adlandıranların ihanetiyle Kıbrıs’a getirilen Attila’nın ordularından vatanımızı korumak için AKEL kadroları, üyeleri ve dostları darbecilerin onları hapsettiği gözaltı merkezlerinden çıkarak, hiç tereddüt etmeden Girne kıyılarına vardılar ve Beşparmakların yamaçlarına tırmandılar.

 

Türkiye’nin istilasının yol açtığı yıkımın derin yaralarını sarmak amacıyla Partimizin ve Halk Hareketinin tüm yapısı Kıbrıs devletinin hizmetine sunuldu.

 

Ve istilanın ateşi daha sönmeden, AKEL işgale son vermek ve iki bölgeli, iki toplumlu, federal bir devlet çerçevesinde halkımızın tümünü, Kıbrıslırumları ve Kıbrıslı Türkleri yeniden bir araya getirmek için Kıbrıs sorununun siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Sol’un siyasi çabalarının bir ürünü olan yeniden yakınlaşma politikası aracılığıyla AKEL iki toplum arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini teşvik ederek, bu hedefine olan bağlılığını her zaman sürdürmeye devam etti.

 

AKEL, halkımızın onur ve refah içinde yaşaması için ilerleme ve ekonomik kalkınma sürecinde belirleyici katkılarda bulunarak ülkenin yeniden inşasını tüm gücüyle destekledi. Sonraki yıllarda güçlü ekonomi ve vatandaşların refahı siyasi gündemimizin öncelik sıralamasında her zaman üst sıralarda yer aldı.

 

AKEL tarihinin en önemli bölümlerinden biri, partimizin belirleyici rolünün olduğu, emekçilerin kazanımlarına yönelik mücadeleleri ve katkılarıdır. Partinin girişimiyle sınıf temelli sendikal hareket örgütlendi ve geliştirildi ve onunla iyi bir iş birliği içinde, zorlu mücadeleler ve sürekli çabalar sonucunda, emekçilerin bugün sahip olduğu haklar ve kazanımlar elde edildi.

 

Bize oy vermeyenler bile, AKEL’in emekçilerin hakları ve adalet için mücadele eden bir parti olduğunu kabul ediyor. Ve bu kürsüden, siyasi görüşleri ne olursa olsun, ülkedeki her emekçiye, bunu yapmaya devam edeceğimiz konusunda, Kıbrıs’taki her emekçinin yaşam ve çalışma onuru için mücadele edeceğimize dair güvence veriyoruz.

 

Partimizin tarihinde ayrı bir sayfa oluşturan bir diğer konu ise eğitim, kültür ve spor kulüpleri hareketidir. AKEL ve genel olarak Sol, bu hareket aracılığı ile toplumun büyük bir kesiminin bu tür fırsatlara sahip olmadığı bir dönemde, sıradan insanlar için eğitim, kültür ve spor alanlarında fırsatlar yarattı. Partimizin tarihinde, Halk Hareketi kulüpleri sayesinde binlerce insan başka şekilde elde etme fırsatı bulamayacakları bir eğitim imkanına kavuşurken, aynı zamanda böylece kültür ve sporun büyük isimleri de ortaya çıktı.

 

AKEL’in yerel yönetimler aracılığıyla topluma yaptığı katkı da partimizin tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu sayede; konut edinme, çevre, kültürel ve sportif faaliyetlerin geliştirilmesi, altyapı oluşturulması, kentsel kalkınma ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için AKEL toplumun yararına yenilikçi ve öncü politikalar geliştirmiş ve uygulamaya koymuştur.

 

Değerli yoldaşlar,

Değerli arkadaşlar,

AKEL’in yüz yıllık süreci boyunca, diğer siyasal güçlerin aksine, hata yapmadığını, eksiklikleri, yetersizlikleri ve başarısızlıkları olmadığını iddia etmiyoruz. Hatalar olarak değerlendirdiğimiz hususlar konusunda şeffaf ve açık bir şekilde öz eleştiri yapan tek parti biziz.

 

AKEL’in yüz yıllık süreci boyunca, büyük ve sorumlu bir parti olarak ülkemize ve halkımıza karşı sahip olduğu sorumluluğun tam bilincinde hareket ettiğini güvenle söyleyebiliriz.

 

AKEL olarak; sorumlu olmadığımız veya başkalarının aldığı ve ülkemizi zor yollara sürükleyen politikalalar, eylemlerle ve kararlarla aynı fikirde olmadığımız durumlarda bile her zaman Kıbrıs’ımızın iyiliğini destekledik ve desteklemekteyiz.

 

Bunu, aynı fikirde olmadığımız Zürih-Londra Anlaşmaları örneğinde yaptık. Ancak fikir ayrılığımız; Kıbrıs’ın bağımsızlığını tamamlama çabasıyla eş zamanlı olarak, bu hedeflerin hayata geçirilmesi için çalışmamıza engel olmadı.

 

Sonrasında, AKEL’in 1959’daki ilk Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tercihinin farklı olmasına ve AKEL üyelerinin -ve genel olarak Sol’un- sağın yarattığı gölge devlet tarafından olumsuz ayrımcılığa maruz kaldığı gerçeğine rağmen, Cumhurbaşkanı Makarios’u tüm gücümüzle destekledik. Bunu bilinçli olarak yaptık, çünkü o dönemde meşru Cumhurbaşkanı’nı savunarak Kıbrıs’ın kendisini savunduğumuzun farkındaydık.

 

AKEL, sömürge yönetimi sırasında da aynı vatansever yaklaşımla faaliyet gösterdi. Sağcılar ve Etnarşi sömürgeciliğe karşı mücadeleden AKEL’i dışlamaya çalışırken ve her türlü yoldan ona karşı savaşırken, tüm bunlara Partimiz birlik ve ortak eylem politikalarıyla karşılık verdi, ancak ne yazık ki hak ettiği karşılığı bulamadı.

 

EOKA döneminde AKEL kadroları ve üyeleri Grivas’ın maskeli adamları tarafından katledildiğinde, AKEL iç savaşın çıkmasını ve bunun sonucunda kan dökülmesini, vatanımızın geleceği açısından yıkıcı sonuçların doğmasını önlemek amacıyla basiretli ve ihtiyatlı davrandı.

 

Bunlar, AKEL’in yüz yıllık tarihinde sergilediği sorumluluk, ciddiyet ve vatanseverliğin sadece birkaç örneğidir.

 

Değerli arkadaşlar,

Konuşmamın başında da söylediğim gibi, 100. yıl kutlamaları tarihimizle gurur duyduğumuzu ifade etmekle sınırlı değildir. Geçmişe saygı duyuyoruz, ancak daha da önemlisi bugün ve yarındır.

 

Bu nedenle, AKEL her zaman gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Çünkü her tarihsel dönemde, ülkemizin karşı karşıya olduğu tehlikelere ve zorluklara karşı koymayı, emekçilerin ve toplumun sorunlarına çözümler üretmeyi politikasının merkezine koymaktadır.

 

AKEL toplumu, insanı ve emekçileri aşağılayan, değersizleştiren her şeye karşı sadece direnmekle kendini sınırlamaz. AKEL bir protesto partisi değil; önerilerin ve onları uygulamaya yönelik eylemlerin Partisidir. Daha büyük ve ortak iyi için yakınlaşmalar arayan ve uzlaşmalar yapan, ancak gerektiğinde de kendi ilkelerini ve politikalarını savunmaktan çekinmeyen bir partidir. Çeşitli çevreler bizi defalarca tecrit etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadılar, çünkü AKEL toplumla köprüler kurarak güçlü kalmaya devam ediyor.

 

AKEL her dönemin taleplerine uyum sağlar, ancak karakterinden, kimliğinden ve ilkelerinden asla ödün vermez. İdeolojisini terk etmeden, nesnel gerçeklik ve gelişmelerle zenginleştirir.

 

Bunlar, AKEL’in kitlesel bir yapıya kavuşmasına ve ülkemizde güçlü bir rol üstlenmesine yardımcı olan temel özellikleridir. Bu, günümüzde de hâlâ büyük bir Parti olmasının, canlılığını ve perspektifini korumasının başlıca nedenidir. Bu durum, kısa bir süre önce yapılan seçimlerde elde ettiğimiz sonuçla da kanıtlanmıştır. Bu özellikler, AKEL’in genel mevcudiyetiyle tarihi geleceğe taşımasını sağlayan unsurlardır.

 

Partimizin ilk yüz yılı sadece bir başlangıçtır.

 

İçinden geçtiğimiz bu zorlu ve çelişkili dönemde AKEL, ülkemizin ve yurttaşlarımızın güvenliğini ve ilerlemesini sağlamak için siyasi ağırlığı ve eylemleriyle mevcudiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.

 

Ancak Nikos Hristodulidis hükümetinin yaşanan gelişmeler ve zorluklar karşısında kapsamlı bir plana sahip olmadığını da üzülerek görmekteyiz. Ciddi sorunlara çözüm üretmekte başarısız olurken, 2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öncesinde, sorunları özünde ele almak yerine, öncelikle iletişimsel yönetime odaklanma uygulamasını daha da geliştirmiştir.

 

Ülkemizin gidişatında rotanın değişmesi gerekiyor. Bu gidişatın değişmesi için, ülkemizin karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar ve zorluklar çözülmelidir.

 

Elbette, rota değişikliğinin temel meselesi Kıbrıs sorununun çözümü olmaya devam ediyor. Türkiye’nin işgali sona erip, ülkemiz ve halkımız yeniden birleşmeden kalıcı güvenliğe ve barışa sahip olamayız. Önümüzde açılan fırsatları ve olanakları da tam olarak değerlendiremeyiz.

 

Bu nedenle, Kıbrıs sorununun 2017’den beri içinde bulunduğu çıkmazdan nasıl çıkılabileceğine dair somut bir plana sahip olarak, siyasi eşitliğin olacağı iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü için üzerinde anlaşmaya varılmış olan zemine her zaman bağlı ve tutarlı kalarak, Kıbrıs sorununun çözümü için mücadeleye devam edeceğiz. Bölgemizdeki genel durum göz önüne alındığında, Türkiye’nin işgalinin devam etmesi daha da büyük tehlikeler yaratmaktadır. Bu koşullar altında, Hristodulidis hükümetinin ABD ve İsrail’e yönelik dış politika takıntısı bizi büyük tehlikelere maruz bırakmakta ve ülkemizi hedef haline getirmektedir.

 

Ayrıca genel durum topraklarımızın üçüncü ülke vatandaşlarına toplu satışından korunmasını da gerektiriyor. Bu tehlikeli gidişata son verilmelidir. Bu konuda sınırlar belirlenmeli, kontrol ve şeffaflık sağlanmalıdır. Meclis’e sunduğumuz iki yasa tasarısının amacı da budur.

 

Ülkemiz enerji, su, çevre ve atık yönetimi gibi kritik sektörlerde de büyük risklerle karşı karşıyadır. Bunlar, uzun vadeli politikalara ve sürdürülebilir planlamaya ihtiyaç duyulan alanlardır. Son iki hükümet yapmaları gerekenleri yapmadı. Gerekli altyapı ve politikalara zamanında yatırım yapmayarak, bizi bugün elektriksiz ve susuz kalma, çöp yığınları içinde boğulma riskiyle karşı karşıya bırakmakla kalmadılar, onların kararlarıyla kendimizi AB’nin soruşturduğu skandalların ortasında da bulduk.

 

En büyük sorunlardan biri, Anastasiadis-DİSİ hükümeti döneminde başlayan ve mevcut hükümet döneminde de hızla yayılmaya devam eden kurumsal çürümüşlük ve yolsuzluklardır. Bağımsız olması gereken kurumların manipüle edilerek, yolsuzluğu örtbas etmek ve suçluların adalete teslim edilmesini engellemek için kullanılmasıyla hukukun üstünlüğü zedelenmiştir.

 

Bütün bunlar toplumun geniş kesimlerinde belirgin bir hayal kırıklığına yol açıyor ve bu hayal kırıklığı çoğu zaman öfkeye dönüşüyor. Pahalılık, konut krizi, yetersiz gelirler, hane halklarının büyük ihtiyaçları ve genç nesil için gelecek perspektifinin olmaması da öfkeyi körüklüyor. Eşitsizlikleri ve ekonomik güvensizliği artıran, serveti az sayıda kişinin elinde toplayan ve yoksullaşma tehlikesini kitleselleştiren politikalar da bu öfkeyi körüklüyor. AKEL, halkın ve emekçilerin onuru için; maaşlar ve toplu sözleşmeler için, insana yakışır emeklilik maaşları için, servetin ve aşırı kârların vergilendirilmesi için, asıl ikametgahın korunması için, ülkemizde gerçek bir refah devleti için hem Meclis içinde hem de dışında kararlı bir şekilde mücadele etmektedir.

 

AKEL çok önemli bir görev olan ilerici değişim görevini tarihinde bir kez daha üstlenmesi gerekiyor. Ülke ve toplumun karşı karşıya olduğu büyük ve karmaşık sorunların üstesinden gelmek için verilen mücadelelere önderlik etmesi gerekiyor. Ve bunu, sahip olduğu zengin deneyimi kullanarak, yurtsever ve halk yanlısı politikası doğrultusunda yapacaktır.

 

Yaşamının bir asırlık sürecini tamamladığı bu konjonktürde, biz geleceği konuşmayı seçiyoruz: Değişim için toplumla birlikte.

 

Bu, temel noktası 2028’deki kritik mücadele olan, devam ettiğimiz yoldaki pusulamızdır.

 

Gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilerici bir değişim sağlamak için çoğunlukçu bir toplumsal akımın yaratılabileceğine inanıyoruz. Bu çoğunlukçu akımı yaratmak için çalışıyoruz.

 

Partimizin hangi adayla yola devam edeceği sorusunu elbette birçok kişi merak ediyor, bunu basında da sık sık okuyoruz. Soruyu tersine çevirerek, bizim için bir seçenek olmayan şeyleri açıklığa kavuşturmama izin veriniz:

 

  • Kıbrıs sorununun üzerinde mutabık kalınan temel ve çerçevede çözümüne öncelik vermeyen bir adaylık seçeneği söz konusu olamaz.
  • Refahın sayılarla ölçülmesinin vatandaşların ihtiyaçlarının önüne geçtiği mevcut yönetim modeline hizmet eden bir adaylık da bir seçenek değildir.
  • Elit azınlığın çıkarlarına hizmet edecek, hem Anastasiadis-DİSİ hem de Hristodulidis hükümetlerini lekeleyen yolsuzlukların ve karmaşık çıkar ilişkilerinin gölgelerini koruyacak bir adaylık da bir seçenek değildir.

 

Değerli yoldaşlar,

Değerli arkadaşlar,

AKEL yüz yıllık yolculuğunu başarıyla tamamladı; bu süreçte Kıbrıs’ımız ve halkımız için çok şey kazandık ve başardık.

 

Bunları büyük çaba, azim, mücadele, alın teri dökerek ve çoğu zaman da canımızı, kanımızı feda ederek başardık.

 

İnsanlığa ve kolektif eylemin gücüne olan inancımızla, ilkelerimize tutarlılıkla ve demokrasi ile barış değerlerine, insan merkezli sosyalist vizyonumuza olan bağlılığımızla ilerledik.

 

Yolumuza önümüzdeki yüz yıl için devam ediyoruz. Çünkü her defasında halkımız ellerini dikenli tellerin üzerinden birleştirdiğinde, bir emekçi hakkını talep ettiğinde, bir genç mücadele yolunu seçtiğinde, toplum adaletsizliğe karşı ayaklandığında, AKEL’in yüz yıllık tarihi tüm ruhuyla, tüm canlılığıyla nefes almaya devam ediyor.

 

Umutla geleceğe doğru ilerliyoruz.

 

Mücadelelerin yollarında tarihi geleceğe taşımaya devam ediyoruz.

 

PREV

Kıbrıs-Yunanistan elektrik bağlantısı projesi hakkında yeni sorular

NEXT

Kıbrıs Komünist Partisi–AKEL'in 100. yılı etkinliğinde AKEL Merkez Örgütlenme Sekreteri Haris Karamanos’un yaptığı konuşma: