Home  |  Açıklamalar   |  Bir demokrasi kurumlarının düzenli, objektif ve tarafsız işleyişiyle tanımlanır

Bir demokrasi kurumlarının düzenli, objektif ve tarafsız işleyişiyle tanımlanır

 

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu “Haravgi” gazetesinde yayınlanan röportajda “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çekmeceleri skandallarla ilgili raporlar ve dosyalarla doldu. Bir sonraki adım nedir? Sadece bunların kayda geçirilmesiyle mi yetineceğiz?” sorusuna verdiği yanıtta “Bir demokrasi kurumlarının düzenli, objektif ve tarafsız işleyişiyle tanımlanır. Bugün yaşanan çıkmazın ve ciddi soru işaretlerinin ortaya çıkmasının, özellikle Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun raporu bağlamında Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının görevlerini tarafsız biçimde yerine getirip getiremeyeceğine dair tartışmaların nedeni önceki yıllarda, Nikos Anastasiadis ve DİSİ hükümeti döneminde bağımsız kurumların yönlendirilmiş ve baskı altına alınmış olmasıdır” dedi.

 

Nikos Anastasiadis ve DİSİ’nin çeşitli kritik görevlere kendi insanlarını yerleştirdiğini, bu nedenle bugün sürecin objektif ve tarafsız işlemesi, sonuçlara, kararlara, arınmaya ve cezalandırmaya ulaşılması gerekirken bunun tarafsız şekilde yapılabileceğinden toplumun büyük bir kısmının şüphe duymakta olduğunu kaydeden Stefanu bu durumun, önceki hükümetin kurumlar, devlet yönetimi ve hatta güvenlik güçleri (özellikle polis) üzerinde yatay bir etki sistemi kurmasının sonucu olduğunu, böylece belirli siyasi tercihlerin uygulanmasının sağlandığını ve aynı zamanda yasa ya da iyi yönetişimle bağdaşmayan uygulamalara da arka çıkıldığını hatırlattı.

 

“Cumhurbaşkanının da sorumluluğu olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna da Stefanos Stefanu “Cumhurbaşkanı gelişmeler karşısında ilgisiz ya da sadece bir gözlemci olarak kalamaz. Nitekim kendisi de önceki hükümetin önemli bir ismiydi. Siyasi mentoru Sayın Nikos Anastasiadis’ti. Sayın Hristodulidis, önceki hükümetin politikalarını sürdürdüğünü söylüyor. Dolayısıyla mevcut hükümet, gerçekten yolsuzluk ve çıkar ilişkileriyle mücadele ettiğini somut biçimde kanıtlamak zorundadır. Şu ana kadar bu yönde bir işaret görmedik; aksine, Anastasiadis–DİSİ hükümetinin çizdiği yolun sürdüğünü gösteren olaylar gördük. Bunu Video Gate davasında da gördük—sesli ve görüntülü şekilde” yanıtını verdi.

 

“Bu konularda yalnızca AKEL mi ısrar ediyor?” sorusuna verdiği cevapta Stefanos Stefanu “Diğer siyasi güçlerin ve toplumun da bu soruları sorması gerekir. Biz bunu tutarlılıkla ve ısrarla yapıyoruz. Karşımızda, konuların üstünü örtme, kamuoyunda tartışmaları başka yöne çekme ve dikkatleri dağıtma yöntemleriyle, belirli nedenleri ve sorumluları olan yolsuzluk ve çıkar ilişkileri algısının yurttaşların zihninde oluşmasını engellemeye çalışan bir sistem var. Yolsuzluğu, toplum üzerinde dolaşan belirsiz bir bulut gibi genel ve soyut bir olgu olarak gösterip herkesi eşit derecede sorumluymuş gibi sunmaya çalışıyorlar. Biz bu yaklaşıma katılmıyoruz. Bu, yurttaşların bilincinde her gün verilen bir mücadeledir ve biz bu mücadeleyi sistemli biçimde sürdürüyoruz” diye konuştu.

 

Ülkemizin “para aklama ülkesi” ya da kurumsal yolsuzlukların ve gizli çıkar ilişkilerinin yayıldığı bir ülke olarak anılmayı hak etmediğini söyleyen AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu bu konularla ilgili olarak Kıbrıs’ın uluslararası basında manşetlerine çıktığını, Anastasiadis–DİSİ döneminde uygulanan politikalar nedeniyle belgeseller ve filmler yapıldığını hatırlattı. Buna rağmen DİSİ liderliğinin hala susmamızı ve sadece mahkeme kararlarını beklememizi söylediğine işaret eden Stefanos Stefanu “yani Kıbrıs’ta yıllardır yolsuzluk ve çıkar ilişkilerindeki artışı kaydeden tüm uluslararası endeksler ve kuruluşlar güvenilmez mi? Tüm bu verileri görmezden gelip yalnızca mahkeme kararlarını mı beklemeliyiz?” sorusunu yöneltti.

 

“Mahkemeler ve masumiyet karinesi tamamen saygındır. Ben bir hukukçu değilim; cezai sorumlulukları değerlendiremem” diyerek sözlerine devam eden AKEL Genel Sekreteri bu konuların siyasi ve ahlaki boyutu olduğunu ve bu boyutun, yaygın olarak da kabul edildiği üzere, Anastasiadis–DİSİ hükümeti döneminde yolsuzlukların ve çıkar ilişkilerinin zirveye çıktığını ve uygulanan politikanın yapısal bir unsuru hâline geldiğini gösterdiğini belirtti.

 

PREV

Toplum ekonomik baskı altında ve hükümet yeni vergiler getiriyor

NEXT

Videogate soruşturmasının yarattığı sorunu sadece Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndakiler anlamıyor veya anlamıyormuş gibi davranıyor