Stefanos Stefanu: Hedefimiz 2028 için güçlü bir ilerici blok oluşturmak
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu “Haravgi” gazetesinde yayınlanan röportajda, Milletvekilliği seçimlerinde AKEL’in başarılı bir sonuç elde ettiğini, 15 yıldır süren bir gerileme sürecini sonlandırdığını ve partinin yeniden tarihsel olarak bulunduğu konuma dönmesini hedefleyen yükseliş sürecini başlattığını belirtti. Sol için çelişkili ve çoğu zaman düşmanca bir ortamda bu sürecin zor bir süreç olduğuna ve sistemin Sol aleyhine duvarlar örmekte olduğuna işaret eden Stefanu örneğin dayanışma ve kolektivizm, Sol’un değerleri olarak sistemin teşvik ettiği bireycilik ve bencillikle doğrudan çatıştığını; hümanizm ve empati fikrinin de egemen düzenin farklı insanlara ve dinlere karşı beslediği fanatizm, hoşgörüsüzlük ve nefretle karşı karşıya geldiğini ifade etti.
1980’lerin başında neoliberalizmin yükseliş döneminde olduğu gibi, ekonomik modeller konusunda insanların zihninde normalleştirilen anlayışlarla, ekonominin ve piyasanın her şeyi düzenleyebileceği, kârın ve yaşam tarzının yüceltilmesi gibi fikirlerle Sol’un bugün de mücadele ettiğini dile getiren AKEL Genel Sekreteri toplumun büyük bir kısmının hayal kırıklığı yaşadığını, ancak insanların kendi mutsuzluklarının köklerini ve nedenlerini aramak yerine, Sol dahil herkesi aynı kefeye koyarak bir genelleştirmeye gittiğini kaydetti. Bu tür olguların Kıbrıs’ta da görülmekte olduğunu ve bunlarla mücadele etmenin gerektiğini söyleyen Stefanu AKEL’in bunu yaptığını ve perspektif sunan çok iyi bir sonuç elde ettiğini belirtti.
“Seçimlerden sonra Meclis içinde ‘yalnızlık’ hissediyor musunuz, yoksa iş birliği yapabileceğiniz siyasi güçler var mı?” sorusuna Stefanos Stefanu “AKEL gibi büyük ve tarihi bir partiyi kimse izole edemez. Toplumla bu kadar güçlü bağlara sahip, Kıbrıs içinde ve dışında solun çok ötesine geçen bir itibarı olan, 100 yıllık geçmişi ve bugünkü dinamizmiyle böyle bir partiyi kimse tecrit edemez” yanıtını verdi. Kimileri AKEL’i izole etmek veya izole edilmiş gibi göstermek istese de AKEL’in izole edilemeyeceğinin altını çizen Stefanu Meclis içinde konulara göre iş birlikleri ve ortak çalışmalar arayacaklarını; Meclis dışında da özellikle toplum içinde sürdürdüğü güçlü bir muhalefet bloğu inşa etme sürecini güçlendireceklerini söyledi. Stefanu bu bloğun, merkezinde AKEL’in yer aldığı ilerici bir ekseni destekleyerek ülkede değişim yaratmayı hedefleyeceğini dile getirdi.
“Hedef, bu ilerici bloğun 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kendi adayıyla katılması; ilerici bir Cumhurbaşkanı, ilerici bir hükümet ve buna uygun bir programla yön değiştirerek, ekonomik sıkıntı yaşayan, yoksulluk çeken ve ekonomik-sosyal güvensizlik hisseden insanlar için daha iyi günler getirmektir” diyen Stefanu ilerici bloğun inşasının bir süreç olduğunu kaydederek, “Bu sürece birkaç yıldır zaten girmiş durumdayız; bu, ‘seçim geldi, şimdi oluşturayım’ denilecek bir şey değildir. Ya topluma yönelik tutarlı ve sürekli bir çalışma yürütür, halkı destekler, anti-halk politikalarına karşı çıkar, halk yanlısı politikaları savunur, hukuk devleti ve sosyal devlet inşa etmeye çalışır, ülkenin ciddi sorunlarını çözmeye odaklanırsınız; ya da seçimler geldiğinde toplumla aranızda bir mesafe olduğunu fark edersiniz” diye ekledi.
AKEL’in yıllardır toplumla yürüttüğü tutarlı çalışmanın karşılık verdiğini son seçimlerin göstermiş olduğunu belirten Stefanu bu sürecin ikinci aşamasının ise artık somut tartışmalar, istişareler ve nabız yoklamaları, ittifaklar kurulması ve Cumhurbaşkanlığı sürecine liderlik edecek kişinin belirlenmesi olduğunu ve bu sürecin de yakında başlayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı adayı konusunu tartışırken AKEL’in her zaman ilk baktığı şeyin, temel konularda programatik uyum ve yakınlık olduğunu ve elbette her seferinde değerlendirilen unsurlardan birini de seçilebilirlik konusunun teşkil ettiğini, bunun da statik bir olgu olmadığını ifade eden Stefanu “2023’te bazıları Andreas Mavroyannis’in ikinci tura kalamayacağını söylüyordu. Oysa yalnızca ikinci tura kalmakla kalmadı, seçimleri kazanma açısından da ciddi bir potansiyele sahipti. Dolayısıyla seçilebilirlik unsuru ciddi bir inceleme ve analiz gerektirir; biz bunu her zaman sadece sayısal verilerle değil, oluşan dinamiklerin boyutuyla birlikte değerlendiriyoruz” diye konuştu.